14 Nisan 2010 Çarşamba

Çocuyklarım zarar görmesin dedi,meslek sahibi oldu....


Ev hanımı ben ,meslek sahibi oldum :))))
1 yıl önce başladım bu maceraya.Amigurumilerime, keçe çalışmaları da katıldı.Şimdi iş sahibi oldum.Kendi çapımda çalışıyorum ve para kazanıyorum.Kendimi bulmam gerekiyordu, buldum. Şunun altını çizmek istiyorum,eğer istersek herşeyi başarabiliriz.Biraz azim ve çalışma isteği yeterli.....

8 Nisan 2010 Perşembe

Kıyafet değiştirmece oyununu bilirmisiniz ?!?


Bu oyun en az iki kişi tarafından oynanır.Oyun mekanı olarak çocuk odası seçilir.Önce garderobun içinden bütün kıyafetler yere dökülür.Sonra içlerinden en sevdikleri giyilir,giyilir çıkarılır.Oyunun püf noktalarından biri anne odada olmayınca oynanması.

Bu arada anne içeride işlerini yapmakta.Bir yandan da "ay benim yavrularım ne kadar sessiz oynuyor,maşallah " diye geçirir içinden .İlk kontrolden sonra durumun farkına varır ama artık çok geç.

Sonuç-çocuklar için harika eğlenceli bir oyun ,yüzlerinde kocaman gülümsemeyi görmeye değer.Anne için aynı şey söylenemez.Gerçi iyi de oldu ,bahaneyle garderop düzene girdi.

Bir de bu manzaranın resimlerini çekmeliydim ama geç aklıma geldi.

Diyeceğim şu ki benim böcükler pek biliyorlar eğlenmeyi.Oyuncaklarında sıkalan böcükler varsa,haydi kıyafet değiştirmece oyununu oynamaya !!!

5 Nisan 2010 Pazartesi

Veeeeee işte Bursa Blog yazarları buluşması


Ay pek havalı bu yazar kelimesi ayol.Aman öyleyiz işte.Pek güzel,hatta şahane geçti buluşmamız.Kendi ellerimizle yaptığımız mamaları yedik,kahvelerimizi ,çaylarımızı içtik.Güzel güzel sohbetler ettik.Gazetecilere poz verdik.Hatta benle söyleyişi yaptılar.Yakında" Meydan" gazetisinde çıkacak haberim.Çok cici insanlarla tanıştım.Hepsi birbirinden özel ve yetenekli.Günün sürprizi de taa İstanbullardan bizim için gelen "CELEBİ74"idi.Cici mi cici ,şirin bir kız,hatta ben ona kelebek adını koydum.Kanatlanıp gelmiş,yetmemiş ,hediyeler bile hazırlamış bizim için.Herkese kocaman kocaman teşekkürler ediyorum.Kesinlikle bu toplantı tekrarlanmalı..
Smilena,CELEBİ74,BİZİM GİBİLER
"Annemin eli","Sümbül zerafeti" ve hemen öğrenip yazıcam valla....
Celebinin bizim için diktiği ayakkabı torbası,Ayrıca bir arkadaşımız da hepimize kolyeler hediye etti.Çiğdemciğim de lavanta keseleri hazırlamış.Ay ne desem kocaman kocaman teşekkürler..
İkramlarımız.Daha sonra diğer bloguma arkadaşların blog linklerini ve tariflerini koyacağım...

Dönüş yolunda iki güzel "Sümbül zerafeti" ve Celebi74.Kelebeklerim benim :))))
Devam edecek.....
Katılanların blog adresleri...
1 annemineli http://annemineli.blogspot.com/
2 bizimgibiler http://bizimgibiler.blogspot.com/
3 bucanni http://bucanni.blogspot.com/
4 çelebi74 http://celebi74-celebi74.blogspot.com/
5 çatlak kafe http://nursng.blogspot.com/
6 dilek mutfakta http://dilekkmutfakta.blogspot.com/
7 düşlerimin incisi http://incisi.blogspot.com/
8 evde pasta http://evdepasta.blogspot.com/
9 ezgili tarifler http://ezgilitarifler.blogspot.com/
10 kurdele nakışları http://www.kurdelenakislari.com/
11 smilena http://smilena-smilena.blogspot.com/
12 sümbül zerafeti http://sumbulzerafeti.blogspot.com/
13 şehribursadan http://sehribursadan.blogspot.com/
14 turkuaz lale http://turkuazlale.blogspot.com/
15 yarenin günlüğü http://ceylanmogul.blogspot.com/

31 Mart 2010 Çarşamba

NERMİN BEZMEN'le Bursa buluşması


Dün sevgili Nermin Bezmen Bursadaydı.Harika bir buluşma oldu.Öyle sıcak,samimi ve büyüleyiciydi ki ,hala etkisinden kurtulamadım.Aşkı konuştuk,fikirlerimizi paylaştık,tiyolar aldık.Kitaplarıyla ilgili bütün sorularımızı içtenlikle yanıtladı.Ayrıca inanılmaz güzel ve zarif bir bayan.İnanılmaz bir pozitif enerjisi var.Söyleyişin sonunda kitaplarımızı imzalattık.Tek kelimeyle harika bir buluşmaydı.
25 mayıs, salı,saat 20.00(Basın kültür sarayı,Uğur Mumcu sahnesi) sevgili Ayşe Kulin geliyor.Tüm Bursalılara duyurulur.

22 Mart 2010 Pazartesi

Hoş geldin bahar !!!

Şeftali ağacın çiçeği...
Mis gibi kokan mor menekşe..

Sümbülüm ...


Uğur böceği.Yalnız bu ters. Zemin siyah,noktaları kırmızı.Böyle de çok güzel...

İki kafadar.Benim böcüklerim.Yerde gezinen böcekleri merakla inceliyorlar...
.

Hoş geldin bahar !!! Mutluluklar getirdin.Hem bana ,hem böcüklerime.Kanımı coşturdun.Başımı döndürdün.İçimi ısıttın.Ne çok beklemişim meğersem seni.Şimdi anladım.Pek uzun sürdü bu kış sanki. Hiç gelmiycekmişsin gibi hissettim.İyi ki geldin hoşgeldin !!!
.
Fotoğraflar bizim bahçeden.Daha tazecikler ,dünden.

17 Şubat 2010 Çarşamba

Ağustos böceğinin hazin hikayesi


Bizim evde bu ara en favori masallardan biri"Ağustos böceği ile karınca".Berke bıkmadan usanmadan defalarca bize okutuyor.Hatta kitapla yatıyor ,kitapla kalkıyor.Dün tesadüfen bir mail geçti elime .Sunay Akın çok tatlı bir dille ağustos böceğinin hikayesini paylaşmış.Aynen aktarıyorum.

AĞUSTOS BÖCEĞİ HİKAYESİ

"Bir ağustos böceği doğmadan önce toprağın altındaki bir larvada ortalama olarak 12 yıl bekler. Evet, tam 12 yıl. 12 yıllık hapislikten sonra dünyaya gelen garibanın ömrü adında yazılıdır: Ağustos. Yani topu topu bir ay... Şarkı söyleyen yalnızca erkek ağustos böceğidir. Çünkü dişi, en güzel şarkıyı söyleyeni kendine eş seçecek ve çiftleşecektir. Düşünsenize, 12 yıl toprağın altında bekle, dışarı çık. Ömrün bir ay... Buldun, buldun... Bulamadın, bir daha yok. Siz olsanız çalışır mıydınız?"

Ben olsaydım kesin çalışmazdım.Doya doya yaşardım kısacık ömrümü.Tabii bu yazı beni birazcık araştırmaya teşvik etti .Bulduğum kaynaklar da bunu doğruluyor.

Bazı nedenlerden ötürü doğa, böceklere dünyada yaşayan diğer canlılara oranla daha kısa ömür vermiştir. Fakat bir böcek vardır ki hayvanlar dünyasının diğer birçok üyesinden daha uzun yaşar.Ağustos Böceği’nin bir türü tamı tamına 17 yıl yaşar. Belki karınca kraliçesi dışında diğer böcekler onun yaşam süresinin yanına bile yaklaşamaz.Ağustos böceğinin ömrü, aslında diğer böceklerin gıpta etmesi gereken bir şey değildir. 17 yıl boyunca uyur ve sadece 5 hafta güneşli yaşamın keyfini sürer ve sonra ölür!
Bu küçük böceğin doğada gelişimi neden 17 yıl sürer? Buna kimse cevap veremez. Bütün bildiğimiz dişi Ağustos böceği’nin yavrularını ağaçların ince dalları üzerine bıraktığıdır.Yumurtadan çıktıklarında aşağı düşerler, yere çukur kazarlar ve kendi kendilerini ağaç köklerine bağlarlar. Ve nymph (peri) diye adlandırılan genç Ağustos böcekleri orada köklerin özsularını emerek 17 yıl boyunca boyunca hareketsiz kalırlar.Sonra gizemli bir güç onları gün ışığına çıkartmaya karar verir. Ağacın gövdesine tırmanırlar, kabukları yarılır ve olgun Ağustos böceği ortaya çıkar.


DEVAMI BURDA

Her yanımız mucizelerle dolu.Hey allahım sen istemezsen yaprak bile kıpırdamazmış...

26 Ocak 2010 Salı

Tatil ,kar,karne...




Yine kayboldum biliyorum.Ses ver diyenlerden de özür diliyorum.Burdayım kızlar.Son yazımda hayata birazcık söylenmiştim ama kötü bişey yok inanın.Bazen olumsuzluklar üst üste gelebiliyor işte.O zaman da içime biriktirmekten ise ,burda içimi dökmek bana iyi geliyor.
Tatil ve kar bir araya gelince azcık uzak kaldım buralardan.Efe canavarı beni oturtmuyor bilgisayarın başına.Bende birazcık rahat bıraktım.Çok çalıştı böcüğüm.Karnemizde tüm notları beş.Eh biraz oynamayı hak etti yani.
Sağlıcakla kalın !!!

27 Aralık 2009 Pazar

Pazar sabahlarını seviyorum




Biraz sonra ballarım uykudan uyanacak.Birlikte sofra kurulucak.Herkesin yumurtası sevdiği şekilde pişecek.Taze çay kokusu odaya yayılacak.Ballı ekmekler mideye indirelecek.Sonra birlikte güzel saatler yaşanacak.Berke bize fıkralar anlatacak.Hep birlikte midemize gülmekten kramplar girecek.Efeyle birlikte ödevlerimizi yapıcaz.Ben yine allaha bana bu güzellikleri verdiği için dua edeceğim.İçime sonzuz bir huzur yayılacak.Mutluluk yanıbaşımdayken ,nasıl onu görmeden geçiyorum bu ara.

18 Ekim 2009 Pazar

Amigurumiciler TEKNOBİLET dergisindeyiz

Dilek,Betül,Semra ,Yasemin



Yazı ayın başında çıktı aslında.Ben yeni fırsat bulduğum için şimdi yayınlıyorum.Çok keyifli bir söyleyişi olmuş.Ayrıca çok sevdiğim ve zevkle takip ettiğim arkadaşlarım da var.Kimler mi ?
Hayal arkadaşlarım (Dilek Yavuz)
ve ben tabii.Umarım yakında amigurumi örgü oyuncakları her eve girer.
Ben zorunlu olarak birazcık ara verdim örmeye.Bu beni çok mutsuz etse de,kolum geçer geçmez yine döneceğim oyuncak dünyasına.
Teşekkür Teknobilet !!!

29 Eylül 2009 Salı

5 dakikada 15 bahane


Ödev yapmamak için 5 dakikada 15 bahane uydurdu oğlum.Yahu ne zor işmiş ödev yaptırmak.Şiştim 3 sayfayı yaptırana kadar.Bahanelerimiz de şahane, buyurun...
  1. Anne kolum uyuştu
  2. Anne bacağıma kramp girdi
  3. Anne çok susadım
  4. Anne yapmasam olmaz mı
  5. Anne okumazsam simitçi mi olurum
  6. Anne acıktım
  7. Anne biraz oynayım ,sonra yaparım
  8. Anne sırtım kaşındı
  9. Anne cumartesi bilgisayarda oynamama izin verecekmisin
  10. Anne bana şeker versene
  11. Anne silme yalnışlarımı
  12. Anne hastalanırsam okula gitmiycekmiyim
  13. Anne Ben10'li silgi almiycakmısın
  14. Anne kalemlerimi açalım mı
  15. Anne Berke ne zaman okula gidecek
Durumlar bu yani.Bu arada fizik tedaviye başladım.14 seans gidecekmişim.Kan tahlillerim de iyi çıktı.Şimdilik bizden bu kadar...

14 Eylül 2009 Pazartesi

Bizde okullu olduk :))

Bugünden itibaren biz de okullu olduk. Anne oğul birlikte ,yeni bir hayata başlıyoruz.
Şimdilik herşey gönlümüze göre gidiyor.İnşallah oğlum için başarıyla dolu bir okul yılı olur.Bugün okula başlayan diğer tüm miniklere de başarılar dilerim.
Şimdi kitap kaplamaya gidiyoruz.Anlıycağınız çoooook işimiz var çooook...
Tatlı bal böcağam nasıl da mutlu görünüyor.Bir de daha az sıkılsa pek şahane olacak :))Hala aklı oyunlarda.

18 Ağustos 2009 Salı

İzmir ve blog arkadaşlarımla buluşmam

İşte döndüm geldim burdayım.Harika iki gün geçirdim.Çok sevdiğim iki blog arkadaşımla buluştum.Tarif edilemez bir duyguydu,sanki kırk yıllık arkadaşmışız gibiydik.

Seni çok seviyorum Enerjim !!!



İlk buluşmam Enerjimle yani Fatoşçuğumla oldu.Harika bir insan.Aynı blogta ki gibi sıcacık ,enerji dolu,samimi ve misafirperver.Çok tatlı bir eşe ve çocuğa sahip.Harika iki saat geçirdim.Keşke daha uzun saatler birlikte olabilseydik.Enerjim çok çok teşekkür ederim.Efe de sizi çok sevmiş.Sürekli Anıldan bahsediyor.Bursaya muhakkak bekleriz.Dilerim tekrar buluşuruz,hem de en yakın zaman da...


Gülenim benin,çocuk ruhlum, yüzü ışık gibi parlak ve gülen(tıpkı adın gibi) seni gerçekten çok seviyorum !!!!


Bu da ikinci buluşmanın kahramanı.Ankaralı Gülenim.Ne Ankara da ,ne de Bursa da buluşmak nasip oldu.İzmir de görüşmek kısmetmiş.Bir insan bu kadar samimi,tatlı,komik,şamata dolu ve aynı anda inanılmaz duygusal olabilir mi?Gülen bu.Gözyaşıyla buluştuk,gözyaşı ile ayrıldık.Sanki çok uzun zamandır birbirimizi tanıyormuşuz gibiydik.Eşi de harika biri.Efe çok sevdi.Tabii şımartıldı bir güzel.Bu ilk ama son buluşma olmayacağı kesin.Çok çok keyifli saatlerdi.Teşekkür ediyorum Gülenim, sabah erkencikten kalkıp ,taaa Bornovaya kadar gelip benle buluştuğunuz için.Hiç unutamıycam bir buluşmaydı.

Gülen'i seven Sem ,Sem'i seven Gülen !!!(bizim logomuz)

Keşek her iki arkadaşımla da daha uzun bir zaman diliminde görüşebilseydik.Çok çok harika saatlerdi.Her ikinizi de çok seviyorum.Tekrar görüşmeyi çok istiyorum...

Not:Her iki arkadaşım da çok ince ,belirtmeden edemiycam.Bilgisayar çok daha kilolu gösteriyor insanı.Gülen pilatesle çok çok incelmiş.Görünce inanamadım.Haydi kızlar pilates yapmaya....

23 Temmuz 2009 Perşembe

"AŞK" - bitti


"Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır.Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi,yoksa dünyevi,semavi ya da cismani mi diye sorma ! Ayrımlar ayrımları doğurur.AŞK'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk.Ya tam ortasındasındır,merkezinde,ya da dışındasındır,hasretinde."
.
ELİF ŞAFAK
.
NOT: Çok beğendim.Okumayan kalmadı sanıyorum ama varsa da hemen alıp okusun.

21 Temmuz 2009 Salı

Efe yazı yazarsa

İDYCOH (İndiana Jones)
A (adada) KT (kötü) BŞ (bişey) VA (var)
.
Efe günlerdir yazı yazmaya çalışıyor.İlk başlarda öylesine bişeyler karaladığını düşünüyordum ama öyle değilmiş.Adam bayağa yazıyor.Yalnızca alışık olduğumuz tarzda değil.Sesli harfleri kullanmıyor.Sadece sessiz harflerle yazıyor.Oku bakalım diyorum.Okumaya başlıyor ve tüm harfler tutuyor.Mesela - Brk gtt(Berke gitti).Şimdi ne olacak bilmiyorum.Kesinlikle okula başladığında aklı karışacak.Ayrıca el yazısıyla yazacakları için orda da biraz zorluk çekebilir.Ayrıca matematik problemleri çözmeye bayılıyor.Kendi kendine problemler yazıp yazıp çözüyor.Bu oğlan galiba matematiği sevecek.Umarım fazla zorluk çekmeyiz 1. sınıfta ,zira Efe biraz hareketli ve herşeyden çabuk sıkılan bir çocuk.Sizce doğruyu mu öğretmelimiyim,yoksa böyle kendi kafasına göre bişeyler yapmaya devam mı etmeli?!? Aklını daha da çok karıştırmak istemiyorum.bu konuda tecrübeli anneler varsa yardımlarınızı bekliyorum.
NOT: üstte ki yazdıklarından küçük bir örnek.Orda biraz karışık yazmış.Bu ilk yazdıkları .Şu an tüm sessizleri tamı tamına yazıyor.Tabii yine sesli harflar olmadan.

10 Temmuz 2009 Cuma

"Yüzyılın aşkları"(Can Dündar) ve "Sevgi fırtınası"

" Uygarlık tarihi biraz da aşkların tarihidir.Bu kitapta geçtiğimiz asra damgasını vuran aşk hikayeleri var.Kimi meşhur olmuş,kimi unutulmuş,kimi efsanevi,kimi berduş aşklar bunlar...
Mustafa Kemal Atatürk ve Latife Hanım'dan,Enver Paşa ve Naciye Sultan'a,Adnan Menderes ve Ayhan Aydan'dan,Nazım'la Piraye'ye,BedriRahmi-Eren Eyuboğlu'dan,Yüksel Menderes ve İpek Kramer'e,Yılmaz -Fatoş Güney'den,Yıldız Kenter ve Şükran Güngör'e,Melih Kibar ve Çiğdem Talu'dan,Selahattin Pınar'la Afife Jale'ye..."
Bir solukta okunacak harika bir kitap.Benim elime yeni geçti,belki bir çoğunuz okumuşunuzdur.Okumayanlar için kesinlikle tavsiye edilir..
.

Gelelim filmimize-"Sevgi fırtınası"("Nights in Rodanthe").Kesinlikle göz yaşlarınızı tutamayacaksınız.Bu ikili daha önce de bir araya gelmişlerdi.Richard Gere'e zaten söyleyecek söz bulamıyorum.Bu kır saçlı adamı seviyorum.Diana Lane de çok başarılı.İzlemeyen varsa tavsiye ederim...
.
SICAKLARA İNAT,HERKESE ŞAPŞAHANE BİR HAFTASONU DİLİYORUM !!!

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Anne artiz olmak istiyormusun ???



-Anne artiz olmak istiyormusun???
-Nasıl yani?
-İşte dizidekiler gibi.Ben film çekicem ve seni o filmde oynatıcam.Sonra da artiz olacaksın.Çok para kazanacaksın.
-Hımmm,peki hangi rolde oyniycam?
-Ben sana buldum uygun rol anne.Aşçı rolünde oyniycaksın.
-Ama ben zaten hergün bu rolü oynuyorum.
-İşte o yüzden anne.Çok güzel oynarsın.Ünlü olursun.
-Tamam tamam kabul ediyorum.Ne zaman çekicez bu filmi ?
-Yarın çekiyoruz.Cuma günü de sezon finalini çekicez.Tamam mı ?
Efe bu ara film çekme işine takmış durumda.Bütün gün kafasında bir takım senaryolar yazıyor.Makinayı video moduna getirip mini diziler çekiyor.Sonunda annesini de artiz yapmaya karar verdi.Hayırlısı.Yakında aşcı rolünde azcık çilli ,boyu çok uzun olamayan,saçları omuzunda bir bayan görürseniz bilin ki o benim.Çekince söz buraya koyacağım.Şimdilik Türkan Şorayla idare edin.Ne güzel kadın yaaa...

Güzel bir hafta sizin olsun !!!
.

30 Haziran 2009 Salı

KEŞKE...


Keşke çok sabırlı olabilsem.
Dünya bile batsa umrumda olmasa.
Herşey için telaş yapmasam.
Her olumsuzluğu doğal karşılasam.
Hiç üzülmesem sudan sebeplere.
Üzülünce başkalarını da üzmesem.
Gamsız ve daha az duygusal olsam.
Olur olmaz şeylere gözyaşı dökmesem.
Başkaları gibi büyük burunlu olsam.
Hep alttan almasam.
O zaman ben ben olurmuydum ?!?
Varsın kırılayım.
Varsın hep alttan alayım.
Varsın sebepsiz yere telaş yapayım.
Varsın dünyayı ben yarattım diyenlere
sırf onlar kırılmasın diye,
öyle olduğunu düşünmelerine izin vereyim.
Ben böyleyim.
Olduğum gibi işte...

13 Haziran 2009 Cumartesi

Büyüyorsun oğlum

( EFE 1 yaşında)

Büyüyorsun oğlum,hemde inanılmaz hızlı bir şekilde.Bu sene birinci sınıfa başlayacaksın.Artık herşeyin farkındasın.İki haftadır kendi banyonu kendin yapıyorsun.Bir yerin acıyınca(eskiden uf olunca) artık öpücüklerim o acıyı dindirmiyor.Yalan söyleyince de burnunun uzamayacağını biliyorsun.Devlere ve canavarlara sadece masallarda karşılaşabileceğini biliyorsun.İnsanların kahramanlar gibi asla uçamayacağını ve süper güçlere sahip olamayacaklarını biliyorsun.Harika resimler yapıyorsun,inanılmaz bir hayal gücün var,bilgisayarı benden daha iyi kullanıyorsun.Giyeceğin kıyafetleri artık kendin seçiyorsun.Aynaya daha çok bakar oldun.Dostluğa önem veriyorsun.Arkadaşlarını sevip kolluyorsun.Odanı ,hatta yatağını topluyorsun.Sık sık aşık oluyorsun.Daha hassas ,daha duyarlı daha dikkatlisin.Bunların hepsi senin büyüdüğünü gösteriyor oğlum.Sen büyürken keyifleniyor ve gururlanıyorum.Yolun aydın olsun bitanem,hep iyi insanlarla karşılaş,siyaha dokunmadan,sağlık ve huzur içinde büyü !!!

5 Haziran 2009 Cuma

Çorap kabusum


İki çocuğum olduğu için nerdeyse her gün çamaşır yıkıyorum.Çamaşır sepetim hep dolu oluyor.Bir gün yıkamasam ertesi gün muhakkak iki makina yıkarım.Yıkamak sorun değil de en büyük kabus onları asmak,sonra toplamak en son da ütülemek.Bu kabuslara bir de çorap kabusu eşlik ediyor.

Hepiniz biliyorsunuz, evde üç tane adamım var.Büyük adam,ortanca adam ve küçük adam.Bu üç adamımın ikişer ayağı var.Toplam etti altı ayak.Şimdi gelelim esas konuya.Bu üç adam yaz- kış çorap giyiyor.Büyük adam her gün bir çift giyiyor.Ortanca ve küçük adam yaklaşık üçer defa çorap değiştiriyor.Etti mi 14 adet.Bunu çarpın yedi ile.Ne oldu 98.Vay be .
Biraz önce çamaşır astım.Bir kaç günün çamaşırıydı.En az 30 çorap asmışımdır.
Canım adamlarım yoruldum yahu.Bir de şu canım çoraplarınızı kapının arkasına,yatağınızın dibine veya sepetin yanına atmasanız olmaz mı?!?


Herkese huzur ve neşe ile dolu bir haftasonu diliyorum !!!

29 Nisan 2009 Çarşamba

Diş perisi hayalleri esiyor evde bu ara



Bizim büyük oğlan günlerdir dişle yatıyor dişle kalkıyor.Yok efendim arkadaşlarının süt dişleri çoktan dökülmüş.Onunkiler neden sallanmıyormuş.O adam olamıycakmıymış.Hani sünnet olunca adam oluyordunuz diyince de ,yeni dişlerimiz çıkınca da büyüyüp adam olunuyormuş anne diyor.Neyse ki adam olmamıza az kaldı.Alt iki dişimizin sallandığını farkettik dün.Aman ne sevindi,görmeliydiniz.Delirdi,mest oldu.Bir de diş perisi çıktı tabii.Dişimizi çektikten sonra yastığımızın altına koyacakmışız.Sonra diş perisi dişimini alıp ona istediği hediyeyi getirecekmiş.Hediye listemiz de hazır.Bakalım peri bize ne getirecek.Geçenlerde bende bir dişimi kaybettim ama diş perisi nedense bana uğramadı ?!?


10 Nisan 2009 Cuma

30 dakikada -15 soru


Okuldan eve dönüşümüz 30 dakika sürüyor.Bu soruların hepsi eve gelene kadar sorulup cevaplandı.Servisi bırakmasaymıydık?!? Buyurun ,sorularımız !!!
  1. Solucanlar ne zaman çıkar anne?
  2. Neden burda hortum olmuyor?
  3. Cennete kim gider? Ben giderim dimi?
  4. Ben ne zaman mezun olucam?
  5. Karnına bomba saklayıp hamileymiş gibi yapan kötü kadınlar varmış anneeee?
  6. Çimlere basarsam ölürler mi?
  7. Anne cumaya kaç gün kaldı(sebep"Adanalı" dizisi)
  8. Anne bilgisayar cezam ne zaman bitiyor?
  9. Anne bugün iyi çocuktum,bilgisayarda oynatcan mı?
  10. Anne saat kaç? Keloğlan başladı mı acaba?
  11. Anne ıslık çalabiliyormusun?Bana da öğretsene?
  12. Bana" BEN 10"alırmısın ama 4 kollusundan?
  13. Anne şu karıncalara bakalım mı?
  14. Anne hadi uçak olalım.Kollarını aç.İşte böyle.Anne rüzgarda uçak düşer mi?(uçak oluyorum.Kesin bu kadın deli mi ne diyenler vardır )
  15. Anne bana şeker alsana ?

7 Nisan 2009 Salı

3 Nisan 2009 Cuma

Amigurumi Sünger Bob ve Padrik


Son ördüğüm oyuncaklar...

Efe ile ilginç bir diyalog


Efe: Anne artık çiçekleri koparmıycam,üzgünüm ama senin için çiçek toplayamıycam artık.
Ben:Neden annecim?!? Bişey mi yaptım?!?
Efe: Hayır yapmadın,dinle şimdi anlatıyorum.Biz çiçekleri koparıyoruz ya ,peki hiç düşündün mü arılar nereye konacak.Eğer konacak çiçek bulamazlarsa bal yapamazlar anne.Bu doğaya aykırı.Hem biliyormusun arılar yok olursa dünyanın sonu gelir(aynen aktarıyorum).
Ben:Peki sen nerden biliyorsun dünyanın sonu geleceğini?
Efe:Duydum işte sorma.Bundan sonra sana çiçekçiden çiçek alıcam.
Ben:Peki bebeğim sen anneye bir öpücük ver yeter.
Efe: Anne dışarda öpme ,bebekmiyim ben.
Herkese çiçekli bir haftasonu diliyorum !!!

27 Mart 2009 Cuma

Hayat bir masal


Herkesin hayatı ,tanrının parmaklarıyla yazılmış bir masaldır.

H.C.ANDERSEN

Bu sözleri ilk okuduğumda küçük bir kız çocuğuydum.Okuduğum masal kitabının baş sayfasında yazıyordu.Öyle çok hoşuma gitti ki bu yaşıma kadar unutmadım.Hayatı hep bir masal, ben de o masalın kahramanı gibi yaşamaya çalışıyorum.Bazen kötü devlerle savaşıyorum,bazen kötü kalpli cadının bana kurduğu tuzaklarla uğraşıyorum,bazen perilerin benim için hazırladıkları küçük mutluluklarla seviniyorum.Bazen bir prensese dönüşüyorum,bazen ormanda iki cücemle mutlu mesut oynuyorum...
Hayat her zaman güzel ve özel şeyler sunmaya bilir bize ama onu bir masal gibi yaşarsak herşeyin üstesinden gelebileceğimizi biliyorum,çünkü masallar hep mutlu sonla biter.
Masal tadında güzel bir haftasonu diliyorum herkese !!!

25 Mart 2009 Çarşamba

Gökkuşağı ve Efenin en mutlu anı


Efe günlerdir her sabah uyanır uyanmaz cama yapışıyor.Ne yapıyorsun sorduğumda ,bana çok ilginç bir cevap verdi."Gökkuşağı çıktı mı diye bakıyorum"dedi,"fakat bunun için önce yağmur sonra da güneş çıkması gerekiyor" diye ekledi.Günlerdir beklemesine rağmen bir türlü gökkuşağı çıkmadı.Fakat bugün nihayet şeytanın bacağını kırdık.Efenin okuldan gelmesine yakın hafif yağmur çilemeye başladı.Arkadan da güneş çıktı ve beklenen an geldi.Çok büyük olmasada gökkuşağı vardı gökte.Servisten iner inmez gökyüzüne bakmasını söyledim.Sevinçten çıldırdı.Canım oğlum ne kadar masumsun.Küçücük şeylerden mutlu oluyorsun.Dilerim hayat boyu böyle küçücük şeylerle mutlu olmayı başarırsın.Eve gelir gelmez işte bu resmi yaptı oğlum.Dişleri olan bir güneş,gökkuşağı,kelebekler,ağaç ve üstünde arı kovanı,evimiz ve arabamız.Yarın da öğretmenine hediye edecekmiş.Canım böceğim benim harika bir resim yapmışsın.Seni çok seviyorum.

19 Mart 2009 Perşembe

Gripten sıkılınca bakın ne yaptık....


Grip adeta bizi bezdirmiş durumda.Büyük kuzu okula gitmeyince evde inanılmaz sıkıldı.Yine onu eğlendirme görevi bana düştü.Kolumu kaldıracak halim yok aslında ama onları mutlu etmek adına herşeyi yapıyorum.İşte bu inekli kravatı yaptık.Detaylı yapılışı öbür tarafta buyurun....
Yazılacak bir sürü bişeyler birikti,kendimi iyi hissedersem bir iki kelam edeceğim.Şimdi kuzuları doyurayım,gelip sizi gezeceğim...

29 Ocak 2009 Perşembe

Annelik başka birşey



Eskiden deselerdi ki aylarca uykusuz kalıcaksın,işi gücü bırakıp evde çocuk bakacaksın ve bunun için ücret almayacak sadece onların sevgisiyle yetineceksin- gerçekten inanmazdım .Anne olunca değişirmiş herşey.Tüm korkular yenilirmiş ve öyle bir güç gelirmiş ki insana,kendisi bile buna inanamazmış.İlk hamile kaldığım zamanlarda hep acabalar vardı kafamın içinde. 
Bakabilecekmiyim,başarabilecekmiyim,doyurabilecekmiyim,üstünü değiştirebilecekmiyim ve buna benzer bin ton soru.İlk doğduğunda bebeğimi inciteceğim diye çok korkmuştum ama çok kısa bir zamanda inanılmaz bir tecrübe sahibi oluyor insan ,daha doğrusu içimizdeki annelik iç güdüsü çıkıyor ortaya ve sanki kırk çocuk büyütmüş gibi oluyoruz.Dün gece bebeğim sabaha kadar uyumadı hem acısı hem de kaşıntısı vardı.Küçücük bir kedi yavrusu gibi sabaha kadar annesinin sıcacık koynunda dönüp durdu.Ona bakmak,sabaha kadar uykusuz kalmak,yaralarını öpmek ve onu koklayıp, ona sarılmak ve tüm bunları yapmaktan memnun olmak - işte annelik budur.Bambaşka bir duygu,bambaşka birşey.İyi ki anneyim....

28 Ocak 2009 Çarşamba

Anne bebek nasıl olur ?!?


Oğlan: Anne bebek nasıl olur?!?
Anne: Hııım bi düşünmem lazım.Önce kadın ve erkek tanışır.Sonra arkadaş olurlar.Sonra birbirine aşık olurlar ve evlenirler.
Oğlan:Senin ve babam gibi mi yani ?
Anne: Evet.Evlendikten bir müddet sonra bebekleri olur.
Oğlan:Ama nasıl olur???
Anne:Kadının içinde bir yumurtası var,babanın da bir tohumu.Bunlar bir araya gelince bebek olur işte.Sonra annenin karnında büyür ve vakti gelince doğar.
Oğlan:Peki tohum nasıl girer yumurtanın içine.
Ben çıkamadım işin içinde.Buyurun siz cevap bulun....
Artık leylek masalı bayatladı,zaten şimdiki çocuklar da bu masala hiç inanmıyor.Ben böyle anlatmaya çalıştım ama bir yere kadar.

25 Ocak 2009 Pazar

Dedeme mektup ...


Sen gideli tam altı yıl oldu dedem.Sensiz kocaman altı yıl.Gittiğin yerde mutlumusun?Burda mevsim kış.Üşüyormusun dedem,kasketini taktın mı,tabakanda tütün var mı?Ah seni ne kadar özledim bir bilsen.En güzel masalları sen anladırdın bize,en çok harçlık sen verirdin,hep cana yakın güler yüzlü dedem,benim en iyi dostum ,sırtaşım dedem,bizi hep sevgiyle kucaklayan kocababam yani" kocupkam"benim...
Kalbimin en derin yerinde sen varsın.Özlemim sana kavuşuncaya kadar bitmeyecek dedem.Beni görüyormusun,duyuyormusun ?
Bak "ak kızın pak kızın" bana hep öyle derdin ya,seni çok özledi.Biricik güzel dedem rahat uyu sen .Birgün elbet kavuşacağız.
Mekanın cennet olsun !!!

Ak kızın pak kızın...

24 Ocak 2009 Cumartesi

İlk karne heyecanı


Minik bir gösteriden sonra ilk karnemizi de almış olduk.Bir tesadüf eseri karnemizi en son aldık.Bebeğim de karne alamiycak diye çok üzüldü hatta epey göz yaşı döktü.Kızlardan biri yaramazlara karne yok demiş,bizim ki de inanmış(yaramaz ya).Resimde de görüldüğü gibi çok mutsuz.Öğretmeni teselli etmek için epey uğraştı.Biraz tatsız bir karne anısı olsa da oğlum için duyduklarım beni çok mutlu etti.Böylelikle karne maceramız da sona erdi.Gece de epey harçlık topladık.

14 Ocak 2009 Çarşamba

Uykudan önce küçük bir dua


Yattım sağıma,
döndüm soluma.
Melekler gelsin yanıma.
Taş gibi yatayım.Kuş gibi kalkayım.
AMİN
Bu duayı kendimi bildim bileli hergece uykuya yatmadan önce söylerim. Rahmetli dedecim bana daha çok küçük bir çocukken öğretmişti.Şimdi benim çocuklarım söylüyor,hemde her gece.Tek bir farkla aminden sonra Berke alkış deyip el çırpıyor.Melekler yavrularımızı her gece korusun.

Galiba suçiçeği olduk :-((



Düm Efe okuldan halsiz,yorgun ve şiddetli bir baş ağrısıyla döndü.Her zaman kurt gibi acıkan oğlum yemeye dokunmadı bile.Gözünün altında sivilce şeklinde bir kabarcık vardı.Hemen vicüdunu kontrol ettim ve ayağında da buna benzer bir sivilce buldum.İlk şüphelendiğim şey tabii ki suçiçeği oldu.Sabah uyandığımızda göbeğimizde ,kolumuzda ve yüzümüzde birer tane daha buldum.Hemen doktora danıştık, suçiçeği olma ihtimali varmış.Akşama babamız gelince Efeyi doktora götüreceğiz.O zaman kesinleşir.İşin en üzücü kısmı bulaşıcı olduğu için büyük ihtimalle Bero'ya da bulaşacak.Daha da kötüsü babamız çocukken suçiçeği olmamış.İstermisiniz üç adamım da suçiçeği olsun.Allahım yalvarırım olmasın böyle birşey.Zira ben şu üç adamın kaprisleriyle nasıl baş ederim .

7 Ocak 2009 Çarşamba

Anne bana bir masal anlat !!!

"AYI VE ODUNCU"


Bir varmış,bir yokmuş uzak bir diyarlarda fakir bir oduncu yaşarmış.Oduncunun tek geçim kaynağı ormandan kesip sattığı odunlarmış.Yaz kış demeden her gün ormana gidermiş.Günün birinde karşısına kocaman bir ayı çıkmış.Adam öyle çok korkmuş ki durduğu yerde kala kalmış.Çok korttuğunu gören ayı hemen oduncuyu sakinleştirmeye çalışmış.Ondan korkmaması gerektiğini ve arkadaş olmak istediğini söyledikten sonra zavallı oduncu biraz olsun korkusunu yenmeye çalışmış ve çağresiz ayı ile arkadaş olmayı kabul etmiş.Her gün ormanda karşılaşan ayı ve oduncu kısa bir zamanda çok iyi dost olmuşlar.Yine böyle bir günde ormanda oturup sohbet ederken oduncu ayıya şöyle demiş:"Ayı kardeş sana birşey söylemek istiyorum ama sakın bana kızma"."Hele söyle bakalım neymiş" demiş ayı.Oduncu da hemen söylemeye çekindiği şeyi söylemiş:"Ya senin ağzın çok kokuyor ayı kardeş".Ayı hiç birşey demeden ayağa kalkmış yerden baltayı almış ve sakin sakin oduncuya uzatmış."Al şu baltayı vur sırtıma " demiş.Yapma etme derken oduncu çağresiz ayının istediğini yapmış.Ayı yaralandıktan sonra koşar adımlarla ormanın içinde kaybolmuş.Ertesi gün ve sonraki günler ayı bir daha asla oduncunun karşısına çıkmamış.Her gün çağresizce arkadaşını aramaya devam etmiş oduncu ama onu asla bulamamış.Bir gün tüm ümidini kaybetmişken ayı çıka gelmiş."Oduncu hatırlıyormusun yıllar önce sırtıma kocaman bir yara açmıştın.Bak o yara geçti izi bile kalmadı.O gün kalbime de bir yara açmıştın o hiç kapanmadı" demiş.Oduncu yaptığından çok utanmış ve iyi bir dostunu kaybettiği için çok üzülmüş.

Oğlum mesajı aldı sanıyorum.Karşımızda kim olursa olsun, birşey söylemeden önce iki kere düşünmemiz gerek.Kocaman yaralar kapanır ama kırılan küçücük kalplerimizi tamir etmek çok zor,hatta bazen imkansız.

Bu masal çocukluğumdan aklımda kalmış.Kim yazdı ,nerden okudum ya da kim anlattı hatırlamıyorum.

25 Aralık 2008 Perşembe

Kar tanesi-küçük bir mucize



Çocukluğumdan beri hep merak etmişimdir şu küçücük kar taneciklerini .Hep ilgimi çekmiştir hikayeleri.Şimdi kar yağmışken ,bu küçük mucizelerle ilgili bir kaç bilgiyi sizinle paylaşmak istedim..
Kar, sıcaklığın 0°C'nin altına düşmesiyle meydana gelen yağış şeklidir. Bulutları meydana getiren su buharı 0°C’nin altındaki sıcaklıklarda donar. Bu donma sonucu su buharı iğne şeklinde buz kristalleri halini alırlar. Bunların birbirlerine birleşmeleri neticesinde de düzgün altıgen şeklinde kar kristalleri meydana gelir. Kar kristallerinin bozulmadan yere ulaşmaları için geçtikleri hava tabakalarının sıcaklıklarının 0°C’nin altında olması gerekir. Aksi takdirde yeryüzüne yağmur olarak yağar.Çok sayıda kar kristal çeşidi olmasına rağmen hepsi altı köşelidir. Kar tanelerinin kristal yapıları birbirinin tıpa tıp aynısı değildir. Mikroskopla büyütülen kar taneleri üzerinde yapılan araştırmalarda kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlanmamıştır. Kar kristalleri üzerinde ilk araştırmaları yapan Amerikalı Wilson Bentley, gördüğü muhteşem sanat karşısında adeta büyülenmiş ve elli yıl boyunca sürekli kar kristali resmi çekmiştir. Elde ettiği 6000 resim içinde kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlayamamıştır. Daha sonraları diğer ilim adamlarının sürdürdüğü çalışmalar neticesinde şimdiye kadar kar tanecikleri arasında aynı büyüklükte, aynı şekilde ve aynı sayıda su molekülü ihtiva eden iki kristal bile bulunamamıştır.Mucize gibi dimi ???

NOT: haberin devamı burda