07 Aralık 2009 Pazartesi

Adsızın adı batsın !!!


Bu ara da bunlar türedi.Adsız yorumcular.Hatta çok sevdiğim arkadaşımı Meltoşcuğumu üzmüş densizin biri.

Sonucunu hiç düşünmeden ,acaba bu insanı üzdüm mü,onurunu mu kırdım,kişiliğine mi saldırdım demeden, yorumlarını bırakıp gidiyorlar,pardon kaçıyorlar.Size iki çift sözüm olacak - adsız adın batsın.Cesaretiniz olmadığı için mi isimsiz yorum bırakıyorsunuz acaba,yoksa kompleksli,kişilikliksiz olduğunuz için mi.Burda herkes istediğini yaza bilir.Beğenmezseniz okumazsınız.Olur biter.O kadar basit yani.Kimse kimseye beni zorla oku demiyor ve kimsenin hakkı yok kırıcı şeyler yazıp birilerini üzmeye.

Bu kızlar kim mi???



Blog kızları tabii...


Gülen,Bizim gibiler ve ben.Dün resimde de görüldüğü gibi biz üçümüz buluştuk.Harika iki saat geçirdik,tabii ki yetmedi.Gülenimle daha önce tesadüf sonucu İzmir de buluşmuştuk,bu sefer de Bursada buluşmak kısmet oldu.Bizim gibilerle aynı şehirde yaşamamıza rağmen daha önce görüşmemiştik,fakat sanki kırk yıl arkadaşmışız gibi yabancılık çekmedik.Gerçekten harika saatler yaşadık.Keşke Gülen bu kadar erken dönmek zorunda kalmasaydı Ankaraya.

Kızlar ,o güzel saatler için ikinize de nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum.Sizi çok seviyorum.Ayrıca hediyeleriniz için de çok çok teşekkür ederim.Bu son buluşma olmasın lütfen.


Bu renkli şeyler de ne diye soracaksınız.Bunlar benim yeni hobim -keçe.Cuma günü malzemeler alındı.İki günde de bunlar çıktı ortaya.Tokalar,taçlar,broşlar.İlk fırsatta ayrıntılı resimleri ,diğer tarafa koyacağım.Ayrıca Pasajımda da yerini alacaklar .

HERKESE GÜZEL BİR HAFTA OLSUN !!!

05 Aralık 2009 Cumartesi

Yok yeri darmış...


Bu hücre sana çok bile.Ne yazık ki sana aş veriyoruz,besliyoruz ,bakıyoruz.Sayenizde apo efendi gencecik kardeşim daha 18'de aramızdan ayrıldı,arkada tarif edilemeyecek bir acı bırakarak.Sen daha bunların hesabını verememişken,sakın yerinden şikayet etme.Senin tek yerin, toprağın altı.

Bir de açılım tutturmuşlar.Gördük açılımınızı.Hemen gösterdiniz çirkin yüzünüzü....

Bu saatte bu yazıyı yazmasaydım herhalde rahat bir uyku olmayacaktı,zaten yazmak için yataktan kalktım.

Lütfen şu yazıyı okuyun."Onuncu köyün adamı" harika yazmış.Yürekten katılıyorum. ve destekliyorum.
NOT: resim koymuştum ama kaldırdım.Sayfamda görmeye dayanamıyorum bu iti.

02 Aralık 2009 Çarşamba

Ceee ,demeye geldim...


Cee demeye geldim.Ancak ,o kadarcık vaktim var.Efeye ders çalıştır,okula hazırla,götür ,getir yedir,içir.Ufaklığı doyur,uyut,eğlendir ,gezdir.Yanı sıra yemek yap,ev işi vs.vs.Keşke süper kahramanlar gibi olsam diyorum bazen-Supermama.Bugün de bu kadarcık vaktim var işte.Şimdi ben kaçtım....

26 Kasım 2009 Perşembe

Burdayım arkadaşlar....azcık grip oldum


Yine mi ,dediğinizi duyar gibiyim....
Arkadaşlar nerde olduğumu sormuşsunuz.Çok ağır bir gribal enfeksiyon geçirdim.Tam 3 gün yataktan kalkamadım.Tüm belirtiler domuz gribini işaret ediyordu.Tahliller yapıldı ,fakat kan değerlerim normal çıktı.Biz de anlamadık neden böyle olduğumu.4 gün ateşim düşmedi,şiddetli boğaz ağrısı,beden ağrısı ve baş ağrısı çektim.Daha önce ki griplerden çok farklı bişeydi anlıycağınız.Bu arada beyaz bulutum(zaten Efe getirdi bize bu virüsü)ve zeytin gözlüm de hastalandılar.Neyse ki bugün biraz daha iyiyiz.Hatta kuaföre gidip biraz güzelleşmek istiyorum(Frida ya benzedim),eyer evden çıkmaya cesaret bulabilirsem.Hala çok bitkinim.


Bazen olumsuzluk üst üste gelmeye bayılır.Umarım bu yazıcağım son hastalık haberi olur.
Bu arada, kocam sınıfta kaldın.Neden mi .Çorba berbattı aşkım.Dua edin de bana bişey olmasın, erkeklerim sıcak bir çorbaya hasret kalacaksınız.Yine de bana üç gün bebek gibi baktığın için teşekkür ederim Hakanım.Belki de benim ağızımın tadı bozuktu .

Hepinize güzel bir bayram dilerim.Aman öpmeyin,öptürmeyin kendinizi.Maskenizi çantanızdan eksik etmeyin.Bu gribin şakası yok.
.
NOT:Öğretmenler gününü unutmadım ,elim varmadı yazmaya.Burdan tüm öğretmen arkadaşlarımıza (Zeynep,Dolunay,Özii,Asyaselda ve isimlerini unuttuğum diğer arkadaşlar)bu güzel günlerini kutlamak istiyorum,biraz geç te olsa.
Efeciğim artık herşeyi okuyor.Biraz erken çözdü olayı.Ara karne de aldık ,hepsi çok iyi.Seninle gurur duyuyorum bebeğim.Tabii bu başarıda öğretmenimizin büyük payı var.Oğluşuma 2 ayda okulu sevdiren ,sorumluluk öğreten ve tüm bunları yaparken anne şefkatiyle onları sarmalayan Fatma öğretmenimizi ellerinden öpüyorum.

20 Kasım 2009 Cuma

Büyümüş(müş)


Küçücüğüm bir haftadır öğlen uykusuna yatmamak için direniyor.Bak sen daha küçücüksün,büyümen için uyuman gerek ,desem de kabul etmiyor.Bilmiş bilmiş büyüdüğünü kanıtlamaya çalışıyor ,hatta saymaya başlıyor .

  • artık çekiydek(hala r'leri söyliyemiyoruz) kırabiliyormuş
  • çişini tototete yapıyormuş
  • yemeyini kendi yiyiyormuş
  • okula gidiyormuş(yalan)
  • okul çantası varmış
  • ödevlerini yapıyormuş(abisiyle o da yapıyor)
  • anneye yardım ediyormuş
  • ayaba kullanıyormuş

Oğlum büyümüş,benim haberim yok.Abimizi taklit ediyoruz bu ara.O ders çalışırken ,küçüğüm de hemen yanına oturup ders yapmak istiyor.Yalnız şu uyku işine fena bozuluyorum.O uykudayken ,bir çok işimi rahat rahat hallediyordum yani.N'apalım madem büyüdüm diyor ,öyle olsun.

19 Kasım 2009 Perşembe

MİM'S day


Bugünü mim günü ilan ettim.Birikmişler bir sürü,yazmasak ayıp olur dimi ?İşte başlıyorum ....

İlk mim Banucuğumdan geliyor

1.Şu anda okumakta olduğun kitap ve kısaca konusu;
Limon ağacı(Sandy Tolan) kitabını okuyorum- Bir yahudi ve bir arap'ın zorluklarla dolu dostluklarını anlatmakta.Hikaye Bulgaristandan ,Ortadoğuya göç eden yahudi bir ailenin ve bir arap ailenin hazin hikayesini konu almakta.
2.En son aldığın kitap
"Bizim gizli bahçemizden"(Nermin Bezmen) ve "Hayat atölyesi"(Murathan Mungan)
3.Şimdiye kadar aldığın kitaplardan en sevdiğin kitap.
Aaa zor bir soru aslında.Bir çok kitabı çok seviyorum ,ama galiba "Küçük prens" benim en sevdiğim kitabım,bir de "Sonsuza uzanan köprü"yü(Richard Bach) çok seviyorum.
4.Bir türlü bitiremediğiniz ,bitirsenizde sizi illallah ettiren kitap?
Bir çok arkadaşım aynı cevabı vermiş.Şu an bile kitaplığın içinden bana bakıyor"Benim adım kırmızı"( Orhan Pamuk).Bitmedi ,bitemedi,çok çabalamama rağmen.
5.Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap ?
"Sevdalım hayat"(Zülfü Livaneli).Eserlerini çok seviyorum.
.
İkinci mim de sevgili GECE den geliyor.
1.Bloğuna neden bu ismi verdin?
Smilena zaten benim kendi ismim.Blogum da beni ve benim dünyamı anlattığı için bu ismi koydun.
2.Blog yazarken star tribiyle istediğin, olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?
Kesinlikle yok.
3.En son satın aldığın garip şey?
Bu ara sadece oyuncak örmek için ip alıyorum.Evde bir çok rengim olmasına rağmen ipçiye gidince dayanamıyorum.
4.Şeker gibi olduğun anlar?
Elimde kahvem ve kitabım bana oldukça keyif verir.
5.Arkadaşım artık sormayın şunları dediğin şeyler?
Kaç kilo verdin ve ay sen kilo mu aldın bu ara .Beni gerçekten fena geriyor.
6.Seksin sendeki rengi?
pembe
7.Aynaya bakınca gördüğün?
Daha önce küçük bir mısra yazmıştım.İşte gördüklerim.

"Bir kadın gördüm aynada.
Yüzünde hafif bir tebessüm.
Alnında ince bir çizgi.
Gözünde bulut.
Biraz yorgun.
Biraz bitkin.
Yine de mutlu.
Bir kadın gördüm aynada.
Bana benziyordu....."

8.Kendini okutan blog dediğin?
Onlar zaten belli olmuyor mu ...renkli,neşeli,güncel,eğlenceli
9.Bu blog sahibi/sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?
Oyun parkları,Koru park alışveriş mrk.,Çarşamba pazarı...
Yine GECE'nin ikinci mimi.Aslında ilk mim benim için değilmiş ama ben cevaplamış oldum.

En son hangi ülke gündemiyle canını çok sıktın? Domuz gribi tabii ki
En son hangi şarkıdan nefret ettin? Nane nane.....Ajdar mıydı neydi o vatandaş.
En son hangi fast food ürününden tiksindin? Hamburger
En son hangi sakatatı yedin? Hiç sevmem.
En son hangi yerli şarkıyı beğendin? Sıla "Yara bende"
En son hangi yabancı sözlü şarkıyı beğendin? Pink Floyd'un "wish you were here" sarkının sözlerini çok seviyorum.
En son hangi yerli filmi beğendin? "Güz sancısı"
En son hangi yabancı filmi beğendin? " Melekler şehri"ni çok seviyorum
En son hangi kitabı okudun? "Kurt seyt ve Murka"(Nermin Bezmen)
En son hangi bilgisayar oyununu oynadın? Sünger Bob hamburger telaşı.
En son hangi mizah dergisini okudun? Epeydir okumuyorum.
En son neyden korktun? Efe grip olmuştu iki hafta önce.Epey korkmuştum.
En son kime veya neye küfrettin? Arabaya yandan çarpan öküze.
En son neyden kaçtın (opsiyonel: koşarak ta olabilir) .Dedikodudan hep kaçarım.
En sevdiğin 5 film? "Kırmızı leke","Şişede mesaj","Melekler şehri" -o kadar geldi aklıma.
En sevdiğin 5 şarkı? Çoklar aslında.
En sevdiğin 5 yemek? Zeytinyağlı dolma,taze fasyülye,patlicanlı herşey,mantı.
En sevdiğin 5 isim? Selen,Rüzgar,Su,Efe,Berke
En sevdiğin 5 oyun? Çocukluğumda ,yakar top'a,sek sek'e ve saklambaç oynamaya bayılırdım.Ha birde isim,şehir vs.oyunu vardı ya...
En büyük korkun nedir? Çocuklarımdan uzak kalmak.
En nefret ettiğin 5 klişe nedir? Valla aklıma gelmiyor.

Cevaplamayan varsa buyursun.Amma uzun yazmışım.Cesareti olanlar hadi ,parmakları göreyim...

18 Kasım 2009 Çarşamba

37 oldum.......


3 ve 7 iki küçük sayı.Topladığımızda 10 eder ,fakat yan yana gelince kocaman bir sayı çıkıyor ortaya - 37.Bugün benim doğum günüm.Bu kadar çok mumu söndürmek için ,galiba itfayeyi çağırmam gerekecek.Anneciğim iyi ki beni doğurmuşsun.
Sabahtan beri böcüşlerim, bana doğum günü şarkısını söyleyip , resimler yapıyorlar.Bundan daha güzel bir hediye alamazdım herhalde.
Şimdiden hepinize dilekleriniz için teşekkür ediyorum.

12 Kasım 2009 Perşembe

GDO'lar için benden de bir kaç kelam..


Şu GDO olayları patlak verdiğinden beri ,ne yiyeceğimi ,ne yedireceğimi şaşırmış vaziyetteyim.Elimi attığım herşeyde büyük bir ihtimalle GDO'nun parmağı var..Pazara gidiyorum,kasım ortası yazın tüm meyveleri ve sebzeleri mevcut.Bizim çocukluğumuzda herşeyin mevsimini dört gözle beklerdik.Şimdi pazarda çilek var,karpuz var,salatalık,domates,kabak,patlican onları saymıyorum bile.Yıllarca her kış soframıza konuk ediyoruz,hemde bunların hormonlu olduğunu bile bile.Tabii biz talep ettikçe üretici napsın.Veriyor hormonu,değiştiriyor genetiğini.Sonra 4 yaşında küçüçük kızlar regli oluyor,15'de de menapoza giriyor muhtemelen.
Ben karar verdim bu kış evime yaz mevsiminde yetişen hiç birşey girmeyecek.Ne domates alıcam ,ne salatalık,ne patlican ,ne kabak,ne biber,ne çilek.Ben bunları yazın ve mevsiminde yemeyi seviyorum.Kereviz ,lahana,pırasa,brokoli,ıspanak,karnabahar yiyelim.Hepsi mis gibi işte.Mevsiminde yetişmiş,gerçi onlarda da vardır ufak tefek hileler .
Hatırlıyorum da anneciğim eskiden herşeyin konservesini yapardı.Kendi bahçemiz ve bağlarımız vardı.Elmalarımız hep kurtlu olurdu,ama lezzetine doyum olmazdı.Şeftaliler yamuk yumuk,domatesler bal gibi,hele havuçlar öyle güzel kokardı ki,hatta seneler oldu ben o kokuyu hiç bir havuçta hissetmedim.Çilekler de bal gibi olurdu,şimdikiler lastik gibi ve kocaman.Tabii biz o zamanlar bitkilerimizi sadece suyla ve güneşle besliyorduk.
Zaman çok çabuk değişiyor ve onunla birlikte bizde hızla birer canavara dönüşüyoruz. .Öyle hızlı tüketiyoruz ki herşeyi.Dünyamızı bile tükettik,kirlettik,yok ettik ve sona hızla yaklaşıyoruz.Yakında eminim sadece tabletlerle besleneceğiz.Canınız karpuz mu çekti, al sana kırmızı haptan,armut mu istiyorsun şu sarı yuvarlaktan al bitane ,tamamdır.Aynen bu durumlara geleceğiz,burası kesin.
Pamuk,soya,kanola ve mısır yağlarına dikkat !!!(en tehlikeli olanlar bunlar )
Güzelim perşembe de daha neşeli bir yazı yazmak isterdim,fakat bu çıktı.
Akşama "Aşk-ı memnu"pek heyecanlı bir bölümle geliyor kızlar,aman kaçırmayın.Benden bu günlük bu kadar.Smilena kaçtı,birazcık sizi ziyarete geliyorum.Küçük yavru uykuda,büyük yavru da okuldayken bu fırsatı kaçırmamak gerek.

10 Kasım 2009 Salı

Hayat can sıkıcı bu ara :((


En son ıhlamurumu yudumlarken mutlu mesut ayrılmıştım buralardan.Keşke hep böyle olsaydım ama olmadı.Hayat bazen tüm olumsuzlukları art arda patlatıveriyor ,hem de bizi sınarcasına.

Bir aileye hastalık bir kez girdimi ,öyle can yakmadan ayrılmıyor ordan maalesef.Babaannemiz(kayınvalidem), ne yazık ki aldığı kemoterapiden sonuç alamadı.Kitle küçülmedi,aksine yenileri türedi.Bu da ne demek -yeni kemoterapi,yine acı,yine ızdırap.En kötüsü de bunu kaldırabilecek güce sahip değil.Durumu gerçekten kötü.Düne kadar ayakta ve çok iyi görünen insan nasıl böyle bir haftada kötüleşti aklım almıyor.En kötüsü de bizim elimizden hiç birşey gelmiyor,dua etmekten ve yanında bulunmaktan başka.Allahım sen şifa ver herkese.Acı çektirme.

Bu yetmezmiş gibi işlerimiz de kötüye gidiyor.Yakında işsizler kervanına katılmamız an meselesi.Yine de ben umutsuz değilim.Kapanan her kapının arkasından,yeni bir kapının ,yeni bir pencerenin açılacağına inanıyorum.Yeter ki sağlıklı olalım.

Ne yazık ki dünya kötülerin dünyası.İş hayatında yalaka olacaksın,herkesin kuyusunu kazacaksın,milleti birbirine düşüreceksin,namussuz olacaksın.Bunlar oldumu zirve senin.Ne yazık ki biz böyle bir toplum olduk.Atamın dediği gibi çalışkan ,ahlaklı falan değiliz artık.Aslında gıdalarımızın değil ,bizim genetiğimizle oynandı.Önce kendimizi tamir etmeliyiz.Bu kafaları ,bu zihniyetleri değiştirmeden, genetiği bozuk ürünleri yesek ne olacak ki.

Çok dolu içim .Yazsam satırlar yetmez.İyisi mi burda kesmek.Kimsenin canını sıkmak istemezdem ,ama içimi dökmek ,tüm bunları sizinle paylaşmak ,bir nebze beni rahatlattı.Beni anlayacağınızı biliyorum.Bir kaç gündür hep yalnış yöne bakıyorum.Halbu ki sevgi ve mutluluk yanıbaşımda,sizin yanınızda.Dertler paylaşıldıkça azalırdı .Ah ben bunu nasıl unuttum...


SAĞLICAKLA KALIN !!!

02 Kasım 2009 Pazartesi

Hoşgeldin kasım,hoşgeldin kış !!!


Hoşgeldin kasım ayı,benim ayın,akreplerin ayı.Sende hoşgeldin kış.Çok erken geldin yalnız.Petekler açıldı,kazaklar ,hırkalar,kışlıklar hepsi garderopta yerini aldı.Ayağa çoraplar giyildi ,yetmedi pantuflar da geçirildi.Kereviz,brokoli,ıspanak,lahana,pırasa hepsi mutfakta yerini aldı.Ihlamurlsuz geçmiyor günler. İlk gribimizi de olduk.Yılın ilk kar'ı düştü bile.Eh napalım madem geldin ,HOŞGELDİN !!!
Elimde ıhlamurum,şimdi sizi ziyarete geliyorum...

29 Ekim 2009 Perşembe

Çok mu zor ???


Çok mu zor sevdiğine sevdiğini söylemek ???

Çok mu zor affetmek ???

Çok mu zor dürüst olmak ???

Çok mu zor insanları olduğu gibi kabullenmek ???

Çok mu zor kendini sevmek ???

Çok mu zor dost olmak ???

Çok mu zor gülümsemek ???

Çok mu zor çocukla çocuk olmak???

Çok mu zor lokmanı paylaşmak ???

Çok mu zor kalbini sonuna kadar açmak ???
.
Çok mu zor sevmek ???

Çok mu zor hayat ???


Bazen kendi hayatımızı ,kendimiz zorlaştırıyoruz.Yazım kimseye yönelik değil.Değişik insanlar tanıdıkça ,farklı tecrübeler ediniyorum.Bildiğim tek şey var ,hayat çok kısa.Geç kalmamak gerek.Sonra bir dikili ağacım bile yok diye ,şikayet etmemeli insan...Sevmek ve sevilmek ,bence hayatın anlamı bu.Sevginin açamadığı hiç bir kapı yok.

86. yılımız kutlu olsun !!!


El ele tutuşalım,


Hiç değişmez bu niyet,


Yaşasın Türk milleti,


Yaşasın Cumhuriyet.



Oğlumun dilinden düşmeyen bu şiirle uyandık bu sabah.Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.


NE MUTLU,TÜRKÜM DİYENE !!!

27 Ekim 2009 Salı

Angel and Devil


Ayrılmaz ikili.Hepimiz aslında böyle değilmiyiz?!?Bir yanımız melek ,bir yanımız şeytan.....
Devamı BURDA

26 Ekim 2009 Pazartesi

Paçavra oldum



Arkadaşlar paçavra hastalığının ne olduğunu biliyormusunuz.Genelde bulmacalarda çıkar ,dört harfli bişey ,yani grip.Eskiler ne güzel isim koymuşlar gribe.Grip zaten insanı paçavraya çevirmiyor mu,çeviriyor.Şu anda ben aynen öyleyim.Her yerim ağrıyor,kolumu kaldıracak halim yok,burnum tıkalı vs...vs...saymakla bitmez gribin bize yaptıkları.

Bir önceki yazımdan domuz gribinden bahsetmiştim.Al işte grip oldum(allahtan domuzlusundan değil).Demek ki neymiş arkadaşlar ,negatif şeylerden bahsedilmeyecek,uzak durulacak,çekim yasası bu tür şeyler için harekete geçirilmeyecek.Hep güzel düşünelim ,hep güzel şeyler olsun hayatımızda (keşke).

Maskeyle gezmeme rağmen büyük kuzu paçavralaşacak galiba.Doktor hafif soğuk algınlığı dedi,şimdilik.Eh ben demiştim koşma o kadar çok,saatlerce bisikletin tepesinde durma.Ama anneler bişey dedi mi,hemen kötü anne oluyor...Neyse allah beterinden korusun.Grip pardon paçavra sezonunu açmış bulunuyoruz.İnşallah küçük guzuma da bulaşmaz...



Herkesçiklere güzel bir hafta diliyorum !!!

23 Ekim 2009 Cuma

Bir sen eksiktin DOMUZ GRİBİ




Yok grip geliyor,yok kapıya dayandı bile,yok geldi gelecek derken,sahiden de geldi işte.
Geçen yıllarda kuş gribiyle yemiştik kafayı(epey uzun süre tavuk eti girmemişti evimize),yazın kene belasında rahat rahat yeşilliklere, kırlara gidemedik.
Şimdi de domuz gribi paniği yaşıyoruz.Sanki memleketimizin hiç sorunu yokmuş gibi.Bir de aşı polemiği var gündemde .Yaptırsak mı ,yaptırmasak mı.Nette bununla ilgili bir sürü ürkütücü yazılar dolaşıyor.Aklım karıştı inanın ki.Okula giden bir çocuğum var.Her gün kendini koruması için bir sürü nasihat veriyorum.Her tenefüste elini yıka.Kimseyle öpüşme,yok kimsenin şişesinden su içme,içirme.Kimsenin yediğinden ısırıp yeme.Apşuranların,öksürenlerin yanından uzak dur vs...vs...Çocuğun aklını yine allak bullak ettim.Oy bilmiyorum doğru mu yapıyorum, ama endişeliyim işte.Gerçi sakınan göze hep çöp batar ya.Olsun ben elimden geleni yapayım da.Aşı konusunda gerçekten endişelim ve hiç bir şekilde yaptırmayı düşünmüyorum.Bu benim kişisel tercihim,zaten ailenin onayı olmadan kesinlikle yapılamıyormuş.

22 Ekim 2009 Perşembe

Unutulur ,unutulur herşey unutulur !!!


Unutulur, unutulur herşey unutulur !!!

Ocakta çaydınlık ta unutulur.
.
Unutulan çaydanlığın içinde su biter.

Çaydanlık kokmaya başlar.

Anca o zaman unutkan hanımın ,aklı başına gelir.

Peki nasıl unutulur.Tabii ki bilgisayarın başında kendini unutunca.

Valla benim suçum yok.Tek suçlu bilgisayar.

Kendime yeşil çay yapıcaktım.Hem unutma dedim kendi kendime ,yine de unutmuşum.


Unutulur ,unutulur herşey unutulur !!! Bazen yemekler de unutulur.Aman aramızda kalsın...

21 Ekim 2009 Çarşamba

Ne oluyor bu gençlere !?!

.Bir kaç gün önce öyle ilginç bir olaya tanık oldum ki,gözlerime inanamadın.

Efeyi okula bıraktıktan sonra evin yolunu tutttum.Büyük ve çok işlek bir ana caddeden karşı karşıya geçerken gözüme işte beni hayrete düşüren manzarayı gördüm.İki genç,muhtemelen ortaokul öğrencisi olmalılar, ilginç sıradışı bir şekilde eğleniyorlardı.Bir tanesi yolun ortasına boylu boyunca yan bir şekilde uzanmış ,gelecek olan arabalara el sallıyor,diğer arkadaşı da cep telefonuyla bu rezaleti çekiyor.Bu arada ışıklar yaklaşık 100 metre ileride.Yeşil yandığında arabalar hareket ediyor.Yerde yatan küçük aptal arabaların çok yakınına geldikten sonra kalkıp hızla kenara koşuyor.Sürücüler uzaktan tam idrak edemiyorlar olayı,anca yakına geldiklerinde ne olduğunu görüyorlar.Tabii deli gibi kornaya basıyorlar,camdan kafalarını çıkartıp bağıranlar bile var.Yani dehşet bir manzara.Peki şu küçük aptal ,ya o anda kalkamaz ise ordan,yada ne bileyim aya takılsa, düşse ne olacak.Ben söyleyim mi ,anında ölecek.Ona çarpan sürücüye de yazık olacak.Bu arada ben napıyorum.Deli gibi bağrıyorum.Çocuklar yapmayın,bu çok tehlikeli bişey napiyosunuz diyorum.Bana ne cevap veriyorlar biliyormusunuz.Eğleniyoruz teyze(teyze senin anan).Allahım bu nasıl eğlence ,ölümle dans ediyorsunuz.Demez mi ,biz bunu hep yapıyoruz.Şaştım kaldı.Şimdi polisi arıyorum deyince uzaklaşıyorlar.

Aklım allak bullak olmuş, ordan ayrılıyorum.Dilimde dinmeyen dua ile.Allahım sen gençlere akıl fikir ver.Benim de iki oğlum var.Onlara hep doğru yolu göster.Bende elimde gelini hatta daha da fazlasını yapıcam ama onlar nasıl bir arkadaş çevresi edinecekler onu bilemiyorum.

Şimdi belki bu görüntüler nette dolaşıyordur.Şu küçük aptalları tanıyan biri çıkarsa ,lütfen bunlara sıkı bir sopa çeksin.Bunu gerçekten hak ediyorlar.

19 Ekim 2009 Pazartesi

Bir kelebek kondu parmağıma




Bir kelebek kondu parmağıma.Öylece kala kaldı orda.Biraz yorgun,biraz bitkin.Belli ömrünün son durağında.Kanatlarını yavaşça çırpıyor,uçmak istiyor.Yüreğim paralanıyor.Haydi uç kelenbekçik.Uçamıyor.Orda kalıyor.Bir iki tekrar deniyor ,kanatlarını çırpıyor .Yine olmuyor.Kısacık ömrü sona eriyor .
Neden kelebeklerin ömürleri bu kadar kısa ki ?!?
NOT:Resimleri oğlum çekti.Tesadüfen fotoğraf makinam çantamdaymış.Baktıkça hüzünleniyorum.Sonbahar mı beni böyle duygusal yaptı ne?Herşey hüzün veriyor bana.Sararıp yere düşen yapraklar,kasımpatılar,bahçede açan sarı çiçekler,yuvasına birşeyler taşıyan karıncalar herşey herşey hüzünlü geliyor gözüme.Ne oluyor bana anlamadım.

18 Ekim 2009 Pazar

Amigurumiciler TEKNOBİLET dergisindeyiz

Dilek,Betül,Semra ,Yasemin



Yazı ayın başında çıktı aslında.Ben yeni fırsat bulduğum için şimdi yayınlıyorum.Çok keyifli bir söyleyişi olmuş.Ayrıca çok sevdiğim ve zevkle takip ettiğim arkadaşlarım da var.Kimler mi ?
ve ben tabii.Umarım yakında amigurumi örgü oyuncakları her eve girer.
Ben zorunlu olarak birazcık ara verdim örmeye.Bu beni çok mutsuz etse de,kolum geçer geçmez yine döneceğim oyuncak dünyasına.

Teşekkür Teknobilet !!!

16 Ekim 2009 Cuma

Burdayım burdayım ,döndüm işte !!!


Selam komşularım,blog alemi,canım dostlarım.Geldim burdayım işte.Hatta kollarımı açtım sizi kucaklamaya geldim.

Ne uzun bir ara vermişim.Bir çok arkadaşım sormuş (hepinize kocaman teşekkürler ve öpücükler)hatta adsız biri demiş ki ,hergün düzenli yazı yazan biri nasıl böyle bıçak kesmiş gibi kayboldu .Kaybolmadım aslında fizik tedavi süresince bilerek uzak durdum.İlk defa doktorumu dinledim,zaten isteseydim de yazı yazamazdım ,kolum epey kötüydü.Şimdi nasıl mı ,eh fena değil.Ağırlık kaldırmadığım sürece ve dinlendiğim sürece iyi.İki ay boyunca hergün yapmam gereken egzersizler var.İnşallah iyi olacak durumum.Sağlık gibisi yok inanın ki.İlk zamanlarda moralim sıfırdı, acaba felç mi oluyor kolum diye düşünmüştüm.Neyse ki geçmeye başladı.

Onun dışında durumlar iyi ,küçük araba kazasını saymazsak(bir kıro arka kapıya çarptı ve çocuklar çok korktu).Efe okula inanılmaz bir hızla adapte oldu.Artık yarım saatte ödevlerini bitiriyor ,üstelik başında durmadan ve oldukça güzel yazıyor.Bir de hırslı ,kızlarla yarışa giriyor.İnşallah hep böyle gider.Çok yakında da okumayı sökecek.Yani korktuğum başıma gelmedi.Akıllı oğluşum beni mahcup etmedi.

Bu arada dergi de çıktı.Bir ara onunla ilgili de yazıcam .Güzel bir yazı olmuş.Küçük bir resmimizi koymuşlar benim ve amigurumici arkadaşlarımın.Çok keyifli bişey.

Yani kısacası durumlar böyle ,artık burdayım.Herkesi çok özledim ve merak ediyorum.Bundan sonra sırayla herkesi ziyarete gelicam.

Burda olmak ,sizlerle arkadaş olmak nasıl keyifli birşey yaa... ben burdan hiç kopabilirmiyim.Asla.....

05 Ekim 2009 Pazartesi

Bizim günümüz


Sıcacık bir gündü - 5 ekim 2000 yılı.İmzalarımızı attık,yeminlerimizi ettik,dans ettik ,eğlendik.
O günden bu güne 9 yılı geride bıraktık .Nasıl geçtiğini anlamadım.Sağlam temellerin üzerine kurduğumuz yuva tüm zorluklara rağmen yıkılmadı,aksine hep birbirimizden destek aldık,sevgimizle güçlendik,yuvamızı büyüttük.Şimdi iki yavrumuzla dilediğimiz tek şey sağlıklı bir gelecek.