25 Temmuz 2014 Cuma

Clafoutis (klafuti)alırmıydınız???

Değişik şeyler denemeyi seviyorum.Bu geleneksel fransız tatlısı da onlardan biri.Aslında bunun orjinal tarifi kirazla yapılıyor ama ben kiraz bulamadığım için ,dolapta var olan frambuazlarla yaptım.
Tarif çok kolay ,ayrıca çabuk pişiyor ,şipşak diyebileceğimiz tariflerden biri.
Gelelim malzemelere:
Bir kase frambuaz(kiraz,vişne,kayısı,erik ve şeftali ile de olur)
Kabı yağlamak için yeterince tereyağı
1 çorba kaşığı esmer şeker(pudra veya beyaz şeker de olur). 
Hamur malzemesi:
3 yumurta
3 çorba kaşığı un
3 çorba kaşığı şeker(ben esmer şeker kullandım)
1 limon kabuğu rendesi
Bir fiske tuz
1 paket vanilya(veya vanilya özütü)
1 kutu sıvı krema veya 1-2 bardak süt
Önce tart kabını tereyağı ile güzelce yağlıyoruz ve üzerine her yere bulaşacak şekilde şeker ekiyoruz.Bu işlemden sonra  meyveleri diziyoruz ve hazırladığımız hamuru (krep hamuru kıvamında olmalı)üzerlerine döküp 180 derecelik fırında üstü kızarama kadar pişiriyoruz.Çok çabuk pişiyor,bıçak yöntemiyle de test edebilirsiniz.Bu kadar basit.Tart daha hoş görünsün diye ters çevirdim,soğuduktan sonra da pudra şekeri serptim,ayrıca bir top sade dondurma ile de servis edebilirsiniz.Oldukça hızlı  ve pratik bir tatlı .Denemekte yarar var derim:)

 
Afiyet olsun!!!
Bayrama kadar bir post daha yazabilirmiyim bilmiyorum,eğer yazamazsam şimdiden iyi bayramlar hepinize.Sevgilerimle❤️❤️❤️


17 Temmuz 2014 Perşembe

Ordan burdan

Sonunda ilk ördüğüm Kek Koruyucusunu da kolaladım,fakat bu sefer ilki gibi olmadı.Bunu farklı iple örmüştüm belki o yüzden.
Kulp yerine bu sefer çiçek yaptım.
Hem daha önce ördüğüm dantelle de takım oldu.
Bugün çok tembelim ,sabahtan beri bu haldeyim,kahve ,film ,örgü.Bazen tembellik güzeldir.
20 temmuzda kuzumun doğum günü var,bir kaç bişey planlıyorum bakalım nasıl olucak.
Dün Ataevler pazarında bu güzel kolyeyi aldım .Zara'da çok güzelleri vardı ama kıyamadım o kadar para vermeye,bu sadece 10 liracık.Zaten muhtemelen 2-3 defa takıcam.
Bugün biraz dolap düzenlemesi yaptım ve kendi kendime yemin ettim ,artık bu sene giysi almamaya.Bunun sonu yok çünkü,uzak tutun beni AVM'lerden please :))
İşte bugün de bu kadar.Ordan burdan bir post oldu,bazen böyle :))

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Eskişehir ne tatlı bir şehir

Uzun zamandır planladığımız bir geziydi Eskişehir gezisi.Geçen hafta gidelim mi diyen babaya ,sıcağa rağmen hayır diyemedik ,iyi ki dememişiz.Biz Eskişehiri çok sevdik.Sakin ,sessiz ,hoşgörünün ve sevginin hakim olduğu küçük bir şehir.

Şehrin içinden geçen Porsuk çayı farkli bir hava katmış Venediksi gibi he he nasıl bir kelime bu :))


Şehrin simgesi yerine gelen en önemli yerlerinden biri"Odun pazarı evleri"  başka güzeldi.Olduğu gibi eski binalar  korunmuş ,tam benlikti sokaklar ,keyifli gezdik her birini.
En çarpıcı yerlerden biri tabii ki bal mumu müzesiydi.Girer girmez Atam bizi karşıladı, tutamadım göz yaşlarımı karşımda görünce,öyle gerçek öyle güzeldi ki.Doyamadık bakmaya.

İçeride çok fazla ünlünün bal mumu heykelleri var ,hepsi birbirinden başarılı.Yılmaz Büyükerşen'i bu güzel projeyi hayata geçirdiği için alkışlıyorum.
          

Dikkatimizi çeken yerlerden biri de Cam sanatları müzesi oldu.Kesinlikle gezilmesi gereken yerlerden biri.Ayrıca Lule taşı müzesi de görülmeye değer.                  
             
Eskişehir el sanatlarıyla iç içe bir şehir,benim gibi bir el emeği tutkunuysanız eminim çok seveceksiniz.

Zevkle gezdiğimiz yerlerden biri de Sazova parkı oldu.Henüz bir kısmı faaliyete geçmiş.Hayvanat bahçesi açılmamış ama "Sualtı Dünyası "parkı açıktı ve çocukların çok hoşuna gitti.
Parkın içerisinde bulunan masal şatosu hemen Disneyland'i hatırlattı bana  ,ne güzel bir tatildi yahu.Yine Paris'e gidesim var.Konuyu saptırmayalım,park kocaman,çimlere yayılmak serbest,korsan gemisi eğlenceli,parkı turlayan trenin son seferine denk geldiğimiz için binemedik ama şatoda epey eğlendik.Herkesin tavsiye ettiği çiğböreğin tadına bakamadık maalesef ,çünkü akşam yemeyini İnegölde yemeyi tercih ettik ,yani İnegöl köftesi ağır bastı.
Haftasonu tatilini değerlendirmek için Eskişehir şahane bir seçenek .Fırsat bulursanız kesinlikle ziyayer etmenizi tavsiye ederim.

15 Temmuz 2014 Salı

%100 Anne Reçeli

Sizi bilmem ama ben soframda reçel yoksa, o sofraya oturmam.Çocukluğumdan beri reçel çok severim.Annem her mevsim reçel yapardı ,şimdi ben de ayni şeyi yapiyorum ve benim yavru kuşlar da reçel çok seviyor.
Dün mutfağım mis gibi reçel koktu,eve yayılan reçel kokusu beni yine çocukluğuma götürdü.
Gelelim reçel yapımına .Aksine sanıldığı gibi reçel yapmak hiç zor bir iş değil.
Benim belli ölçülerim yok onu baştan söyleyeyim.Meyveleri yıkayıp doğradıktan sonra(şeftali ve çilek) üzerini örtecek kadar şeker ekleyip-yani bire bir gibi oluyor,dolapta yaklaşık bir gece bekletiyorum.Ertesi gün pişireceğim kaba aktarıp kaynatmaya başlıyorum.Reçeller pişerken bir miktar köpük çıkıyor,o köpüğü almak önemli bir püf nokta.Reçeli orta ateşte pişiriyorum ben,indirmeye yakın ısıyı arttırıp bir kere fokurdatıyorum ,sonra sıcak sıcak kavanozlara doldurup,ters kapatiyorum.Bir gece bu şekilde bekletiyorum ,üzerine bir bezle örtüp ,salçada yaptığımız yöntemin aynısı.Kesinlikle bişey olmuyor.Garanti bir yöntem.Bu arada ahududu reçelini hiç bekletmiyorum ,doğruca şekerini döküp kaynatmaya başlıyorum ve son olarak pişince 1-2 damla limon sıkıyorum.
Bu sefer kavanozlarımı süsledim,annecik diyen Beronun kavanozunu böyle yaptım.
Görünce çok beğendiler.


Etiket yapımı da çok kolay,tamamen kendi hayal gücünüze kalmış.Benim kullandığım malzemeler bu.Şekelli delgeci Tchibo dan almıştım ,bir kaç deseni daha var .
İşte benim reçel maceram böyle.Yakında salça ve tarhana da yapıcam,becerirsem belki erişte bile yaparım.Yaşasın ev yapımı ürünler.Gittikçe anneme benzedim .Canım annem iyi ki bana bunları öğrettim,şimdi anne olunca anladım anneliğin nasıl bir emek olduğunu.Teşekkürler anneciğim.Sevgi emek ister işte...

13 Temmuz 2014 Pazar

Ordan burdan


Bu ara hayatım mutfak ve salon arasında geçiyor.Sıcak,ramazan ve okul tatili derken sıkışıp kaldık evde.Neyse ki tatile az kaldı ,gün saymaya başladık bile.
Elimde öyle çook ip var ki ,sonunda onları   değerlendirmeye  karar verdim,sanırım yeni bir battaniye yolda.Çok sevdim bu hexagon örneğini.
İnşallah çabucak biter.
Uzun zamandır şu örnekte gözüm vardı ,sonunda oturdum yaptım.Biraz hatalar var ama bir sonrakine çok daha güzel olucak.
Gelelim bu ara en sevdiğim şeye.Adam bir kitap çıkardı hepimizin aklını başından aldı."Cafe Fernando" iyi ki bu kitabı çıkarmışsınız ,nasıl geçerdi bu yaz bilmiyorum.
En son reçelli kurabiye tarifini denedim,çok başarılı oldu.
Bu gidişle kesinlikle tombullaşıcam orası kesin.

 Hani tarif derseniz,bkn.49. sayfaya diyeceğim...
Bu arada sevgili Cenk Sönmezsoy'un blogunda bir teşekkür postu var,sol alt köşede benim de  instagramda yayınladığım fotoğraf  var ,ay biz teşekkür ederiz :)
Bu ara kağit işlerine takmış durumdayım,oğlanları mı eğlendiriyorum ,kendimi mi işte orası belli değil.
 
Bir de origami var ,acayip keyifli bir şey.

Durmadan bişeyler yapiyoruz,yoksa geçmez bu sıcak günler.
 Keyifli bir hafta diliyorum! Bizden bu kadar .