02 Kasım 2009 Pazartesi

Hoşgeldin kasım,hoşgeldin kış !!!


Hoşgeldin kasım ayı,benim ayın,akreplerin ayı.Sende hoşgeldin kış.Çok erken geldin yalnız.Petekler açıldı,kazaklar ,hırkalar,kışlıklar hepsi garderopta yerini aldı.Ayağa çoraplar giyildi ,yetmedi pantuflar da geçirildi.Kereviz,brokoli,ıspanak,lahana,pırasa hepsi mutfakta yerini aldı.Ihlamurlsuz geçmiyor günler. İlk gribimizi de olduk.Yılın ilk kar'ı düştü bile.Eh napalım madem geldin ,HOŞGELDİN !!!
Elimde ıhlamurum,şimdi sizi ziyarete geliyorum...

29 Ekim 2009 Perşembe

Çok mu zor ???


Çok mu zor sevdiğine sevdiğini söylemek ???

Çok mu zor affetmek ???

Çok mu zor dürüst olmak ???

Çok mu zor insanları olduğu gibi kabullenmek ???

Çok mu zor kendini sevmek ???

Çok mu zor dost olmak ???

Çok mu zor gülümsemek ???

Çok mu zor çocukla çocuk olmak???

Çok mu zor lokmanı paylaşmak ???

Çok mu zor kalbini sonuna kadar açmak ???
.
Çok mu zor sevmek ???

Çok mu zor hayat ???


Bazen kendi hayatımızı ,kendimiz zorlaştırıyoruz.Yazım kimseye yönelik değil.Değişik insanlar tanıdıkça ,farklı tecrübeler ediniyorum.Bildiğim tek şey var ,hayat çok kısa.Geç kalmamak gerek.Sonra bir dikili ağacım bile yok diye ,şikayet etmemeli insan...Sevmek ve sevilmek ,bence hayatın anlamı bu.Sevginin açamadığı hiç bir kapı yok.

86. yılımız kutlu olsun !!!


El ele tutuşalım,


Hiç değişmez bu niyet,


Yaşasın Türk milleti,


Yaşasın Cumhuriyet.



Oğlumun dilinden düşmeyen bu şiirle uyandık bu sabah.Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.


NE MUTLU,TÜRKÜM DİYENE !!!

27 Ekim 2009 Salı

Angel and Devil


Ayrılmaz ikili.Hepimiz aslında böyle değilmiyiz?!?Bir yanımız melek ,bir yanımız şeytan.....
Devamı BURDA

26 Ekim 2009 Pazartesi

Paçavra oldum



Arkadaşlar paçavra hastalığının ne olduğunu biliyormusunuz.Genelde bulmacalarda çıkar ,dört harfli bişey ,yani grip.Eskiler ne güzel isim koymuşlar gribe.Grip zaten insanı paçavraya çevirmiyor mu,çeviriyor.Şu anda ben aynen öyleyim.Her yerim ağrıyor,kolumu kaldıracak halim yok,burnum tıkalı vs...vs...saymakla bitmez gribin bize yaptıkları.

Bir önceki yazımdan domuz gribinden bahsetmiştim.Al işte grip oldum(allahtan domuzlusundan değil).Demek ki neymiş arkadaşlar ,negatif şeylerden bahsedilmeyecek,uzak durulacak,çekim yasası bu tür şeyler için harekete geçirilmeyecek.Hep güzel düşünelim ,hep güzel şeyler olsun hayatımızda (keşke).

Maskeyle gezmeme rağmen büyük kuzu paçavralaşacak galiba.Doktor hafif soğuk algınlığı dedi,şimdilik.Eh ben demiştim koşma o kadar çok,saatlerce bisikletin tepesinde durma.Ama anneler bişey dedi mi,hemen kötü anne oluyor...Neyse allah beterinden korusun.Grip pardon paçavra sezonunu açmış bulunuyoruz.İnşallah küçük guzuma da bulaşmaz...



Herkesçiklere güzel bir hafta diliyorum !!!

23 Ekim 2009 Cuma

Bir sen eksiktin DOMUZ GRİBİ




Yok grip geliyor,yok kapıya dayandı bile,yok geldi gelecek derken,sahiden de geldi işte.
Geçen yıllarda kuş gribiyle yemiştik kafayı(epey uzun süre tavuk eti girmemişti evimize),yazın kene belasında rahat rahat yeşilliklere, kırlara gidemedik.
Şimdi de domuz gribi paniği yaşıyoruz.Sanki memleketimizin hiç sorunu yokmuş gibi.Bir de aşı polemiği var gündemde .Yaptırsak mı ,yaptırmasak mı.Nette bununla ilgili bir sürü ürkütücü yazılar dolaşıyor.Aklım karıştı inanın ki.Okula giden bir çocuğum var.Her gün kendini koruması için bir sürü nasihat veriyorum.Her tenefüste elini yıka.Kimseyle öpüşme,yok kimsenin şişesinden su içme,içirme.Kimsenin yediğinden ısırıp yeme.Apşuranların,öksürenlerin yanından uzak dur vs...vs...Çocuğun aklını yine allak bullak ettim.Oy bilmiyorum doğru mu yapıyorum, ama endişeliyim işte.Gerçi sakınan göze hep çöp batar ya.Olsun ben elimden geleni yapayım da.Aşı konusunda gerçekten endişelim ve hiç bir şekilde yaptırmayı düşünmüyorum.Bu benim kişisel tercihim,zaten ailenin onayı olmadan kesinlikle yapılamıyormuş.

22 Ekim 2009 Perşembe

Unutulur ,unutulur herşey unutulur !!!


Unutulur, unutulur herşey unutulur !!!

Ocakta çaydınlık ta unutulur.
.
Unutulan çaydanlığın içinde su biter.

Çaydanlık kokmaya başlar.

Anca o zaman unutkan hanımın ,aklı başına gelir.

Peki nasıl unutulur.Tabii ki bilgisayarın başında kendini unutunca.

Valla benim suçum yok.Tek suçlu bilgisayar.

Kendime yeşil çay yapıcaktım.Hem unutma dedim kendi kendime ,yine de unutmuşum.


Unutulur ,unutulur herşey unutulur !!! Bazen yemekler de unutulur.Aman aramızda kalsın...

21 Ekim 2009 Çarşamba

Ne oluyor bu gençlere !?!

.Bir kaç gün önce öyle ilginç bir olaya tanık oldum ki,gözlerime inanamadın.

Efeyi okula bıraktıktan sonra evin yolunu tutttum.Büyük ve çok işlek bir ana caddeden karşı karşıya geçerken gözüme işte beni hayrete düşüren manzarayı gördüm.İki genç,muhtemelen ortaokul öğrencisi olmalılar, ilginç sıradışı bir şekilde eğleniyorlardı.Bir tanesi yolun ortasına boylu boyunca yan bir şekilde uzanmış ,gelecek olan arabalara el sallıyor,diğer arkadaşı da cep telefonuyla bu rezaleti çekiyor.Bu arada ışıklar yaklaşık 100 metre ileride.Yeşil yandığında arabalar hareket ediyor.Yerde yatan küçük aptal arabaların çok yakınına geldikten sonra kalkıp hızla kenara koşuyor.Sürücüler uzaktan tam idrak edemiyorlar olayı,anca yakına geldiklerinde ne olduğunu görüyorlar.Tabii deli gibi kornaya basıyorlar,camdan kafalarını çıkartıp bağıranlar bile var.Yani dehşet bir manzara.Peki şu küçük aptal ,ya o anda kalkamaz ise ordan,yada ne bileyim aya takılsa, düşse ne olacak.Ben söyleyim mi ,anında ölecek.Ona çarpan sürücüye de yazık olacak.Bu arada ben napıyorum.Deli gibi bağrıyorum.Çocuklar yapmayın,bu çok tehlikeli bişey napiyosunuz diyorum.Bana ne cevap veriyorlar biliyormusunuz.Eğleniyoruz teyze(teyze senin anan).Allahım bu nasıl eğlence ,ölümle dans ediyorsunuz.Demez mi ,biz bunu hep yapıyoruz.Şaştım kaldı.Şimdi polisi arıyorum deyince uzaklaşıyorlar.

Aklım allak bullak olmuş, ordan ayrılıyorum.Dilimde dinmeyen dua ile.Allahım sen gençlere akıl fikir ver.Benim de iki oğlum var.Onlara hep doğru yolu göster.Bende elimde gelini hatta daha da fazlasını yapıcam ama onlar nasıl bir arkadaş çevresi edinecekler onu bilemiyorum.

Şimdi belki bu görüntüler nette dolaşıyordur.Şu küçük aptalları tanıyan biri çıkarsa ,lütfen bunlara sıkı bir sopa çeksin.Bunu gerçekten hak ediyorlar.

19 Ekim 2009 Pazartesi

Bir kelebek kondu parmağıma




Bir kelebek kondu parmağıma.Öylece kala kaldı orda.Biraz yorgun,biraz bitkin.Belli ömrünün son durağında.Kanatlarını yavaşça çırpıyor,uçmak istiyor.Yüreğim paralanıyor.Haydi uç kelenbekçik.Uçamıyor.Orda kalıyor.Bir iki tekrar deniyor ,kanatlarını çırpıyor .Yine olmuyor.Kısacık ömrü sona eriyor .
Neden kelebeklerin ömürleri bu kadar kısa ki ?!?
NOT:Resimleri oğlum çekti.Tesadüfen fotoğraf makinam çantamdaymış.Baktıkça hüzünleniyorum.Sonbahar mı beni böyle duygusal yaptı ne?Herşey hüzün veriyor bana.Sararıp yere düşen yapraklar,kasımpatılar,bahçede açan sarı çiçekler,yuvasına birşeyler taşıyan karıncalar herşey herşey hüzünlü geliyor gözüme.Ne oluyor bana anlamadım.

18 Ekim 2009 Pazar

Amigurumiciler TEKNOBİLET dergisindeyiz

Dilek,Betül,Semra ,Yasemin



Yazı ayın başında çıktı aslında.Ben yeni fırsat bulduğum için şimdi yayınlıyorum.Çok keyifli bir söyleyişi olmuş.Ayrıca çok sevdiğim ve zevkle takip ettiğim arkadaşlarım da var.Kimler mi ?
ve ben tabii.Umarım yakında amigurumi örgü oyuncakları her eve girer.
Ben zorunlu olarak birazcık ara verdim örmeye.Bu beni çok mutsuz etse de,kolum geçer geçmez yine döneceğim oyuncak dünyasına.

Teşekkür Teknobilet !!!