21 Temmuz 2011 Perşembe

Bugün ben tembelim...





Bugün ben tembellik yapıcam.Bugün'ü tembellik günü ilan ediyorum.Bugün ayaklarımı hava dikicem.Hiç birşey yapmıycam.Yemek pişirmiycam.Hatta kocaman bir pizza söyliycam.Evi toplamıycam.Hatta yatakları bile öyle dağınık bırakıcam.Klimayı açıp televizyonun karşısında zap yapıcam.Canım isterse duşa giricam.Tırnaklarıma kırmızı oje sürücem.Bilgisayarda oyun oyniycam.Ben bugün tembellik yapıcam.



Bugün Tembellik günü olsun.Haydi siz de katılın kızlar !!!

20 Temmuz 2011 Çarşamba

İyi ki doğdun küçücüğüm!!!



Bugün benim küçücüğümün, Berkemin doğum günü.Beş sene önce hamile olduğumu öğrendiğimde,bu sefer kesin kızdır dedim.Buna o kadar emindim ki doktorlar erkek dediğinde inanmamıştım.Son güne kadar senin hep kız olmanı istedim.Doğuma bile giderken inşallah hata yapmışlardır (böyle vakalar yok değil) diye ameliyata girdim.Uyandığımda seninle karşılaştım.Siyah kocaman gözlerini açmış,meme arıyordun vee işte o an aşkımız başladı.Seni koynuma aldığımda tüm kız hefesim kayboldu.Sen benim bebeğimdin ,sağlıklıydın ve bu bir anne için en önemli olan şey.

Seni çok seviyorum bitanem .Yeni yaşın kutlu olsun.Hep böyle mutlu ve sağlıklı ol.Bu sene okula başlıycaksın,umarım abin gibi iyi bir öğrenci olursun.İyi ki benim oğlumsun,küçücük tatlı erkeğim,anne seni çoooooooooook seviyor !!!

7 Temmuz 2011 Perşembe

Evde sümüklü böcek bakılır mı ?!?



Evde sümüklü böcek bakılır mı?!?O ev bizim evimiz ise ve buna kalkışan benim küçüğüm Berke ise mümkündür.Biz ana oğul pek severiz hayvanları ve böcekleri(karafatmalar hariç).Tabii bazen abartığımız da oluyor.Geçenlerde uğur böceği bakmaya kalkıştık ama garibim durur mu.Uçtu gitti.Şimdi bir yerde görse, anne acaba bu bizim böcek mi.Daima elimize alır öperiz.Bir kaç ay önce maviş gözlü bir hasky aldık veee bakamadık.Evde çok zor.Hayvanların spesifik bir kokusu var ve bu koku çok rahatsız edici oluyor.Alışmadığımız için belkide.Bebiş olduğu için tuvalet sorunu da yaşadık.Kaka temizlemeyi çoktan bırakmışken gerçekten zor geldi .Bu sevdadan da vazgeçtik anlıycağınız(aldığım yere geri gitti).En son sümüklü bir böceği evlat edindik.Yağmur sonrası sokağın ortasında, cesurca durup sanki adeta beni alın der gibiydi.Hemen aldık.Berke evde bakalım dedi.Çook denedik ama o da olmadı.Küçük yaramaz ikide bir koyduğumuz kutudan çıkmaya başardı.Sonra salgıları azaldı ve kurumaya başladı.Son çare onu ait olduğu yere bırakmaktı.Berkenin veda sahnesini görmeliydiniz.Hoşçakal oğlum,öpmeler,sevmeler ve bolca göz yaşı.Çocuğumun bu denli hayvanları sevmesi çok hoşuma gidiyor.Sizde çocuklarınızı hayvanları sevmeyi ve onlardan korkmamaları için cesaretlendirin.

Biz bahçedeki karıncaları bisküviyle beslemeye gidiyoruz.Onları seyretmek çok keyifli,küçücük boylarıyla nasılda taşıyorlar kendilerinden büyük kırıntıları ,hayret ediyorum.

Herkese güzel bir gün dilerim !!!

5 Temmuz 2011 Salı

Sünnet olduk



Biz sünnet olduk.Duyduk duymadık demeyin,artık kocaman adamlar oldu benim kuzularım.Berkeye sen erkek mi oldun dediklerinde,ben kızmıydım ki zaten erkeğim ,diye cevap veriyor.Şaka maka bu işi de atlattık kazasız belasız.Pipişlerimiz bir haftada iyileşti bile.Sünneti hastane ortamında yaptırdık(çocuk hastanesinde).Çok kolay oldu.Genel anesteziyle yapıldı.İşlem, kesim ve bekleme süresiyle birlikte yaklaşık bir saat sürdü.Tabii bize asır gibi geldi.Bekleme odasında mönütörden takip ederken az göz yaşı dökmedim.Neyse ki herşey geçti.Darısı olmayanlara.Sakın korkmayın.Hatta çocuklar ne kadar küçük ise o kadar iyi.Hem çok çabuk iyileşiyorlar ,hem de canları daha az yanıyor.Keşke doğar doğmaz yaptırsaymışız.Tavsiye ederim.Benimkiler hiç yatmadı.İlk gün ayakta ,oyunların başındaydılar.Yani pek sünnet havasında değildik.İşin en eğlenceli kısmı(onlar için),hediye kısmıydı.İşte böyle.Küçük adamlarım sanki birden büyüdüler.Gerçi hala resimdeki gibi doktora kızgınlar.Neden böyle bişey yapıldı diye.Bir gün anlarlar.

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Gipsy Kings Bursa konseri


Gipsy Kings - Bamboleo chilavert

Dün akşam Bursa açık hava tiyatrosunda Gipsy Kings rüzgarı esti.Öyle bir esti ki hala etkisindeyim.Harika bir konser oldu.Gitarı adeta konuşturdular.Çok çok güzeldi.En son konser maceramdan sonra (Yasmin Levy) epey tedirgin gittim.Üstü açık olması içimi bir nebze rahatlatmıştı( konser salonun tavanı hafiften çökme yaşamıştı).Ama korktuğum hiç birşey olmadı.Krallar gibi çıktılar ,güzel güzel şarkılarını söyleyip gittiler.Konserin sonunda inanılmaz alkış koptu herkes ayağa kalkıp alkışlamaya başladı ,dayanamadılar tabii.Yine çıkıp şarkı söylediler.Tekrar geleceklerinin müjdesini de verdiler.Bu yoğun ve yorucu tempoda ilaç gibi geldiniz Gipsyler.

Çok uzun bir ara verdiğimi biliyorum.İçimden hiç birşey yapmak gelmedi.Tatil ,çocuklar,arızalı bilgisayar ve buna benzer bir çok sebep beni burdan uzaklaştırdı nedense.Soran arkadaşlarıma iyiyim demek istiyorum,çok iyiyiz.Bir sürü güzel telaşlar yaşadık,yarın hepsini paylaşıcam.

Gönderilecek postalarım var.Affedin beni kızlar.Bu hafta uçacaklar.Herkese güzel bir hafta diliyorum.


27 Mayıs 2011 Cuma

Ölüm ikince kez kapımızı çaldı

Ölüm ikinci kez kapımızı çaldı.Bu sefer yavrucuklarımın dedesini aldı götürdü.Babaannenin ölümüne daha alışamadan,dedeleri de yanına gitti.Alışmak çok zor olacak.Herşey o kadar hızlı ve ansızın oldu ki.Ne yazacağımı bile bilemiyorum.Hala çok şaşkınım.

Mekanınız cennet olsun.Nur içinde yatın.Sonunda kavuştunuz birbirinize.


Uzun süre daha buralarda olamıycam.Şimdiden başsağlığı dilekleriniz için teşekkür ederim...

5 Mayıs 2011 Perşembe

Bol köpüklü mutluluğun tarifi


Size bol köpüklü mutluluğun tarifini vermek istiyorum.Önce bunun için gerekli malzemeleri sayıyorum :
1. 3-4 adet şampuan ( mümkünse içleri dolu olsun-yarım olunca istenilen sonuca ulaşılamıyor)
2.Bir adet küvet
3.sıcak su

Malzeme listesi bu kadar.Şimdi gelelim uygulamaya.Önce şampuanları tek tek küvete güzelce boşaltıyorsunuz.Daha sonra sıcak suyu açıp bool bool köpük yapıyorsunuz.Köpükler her yere taşmalı.Yoksa tadı eksik kalır.En son içine girip köpüklerle istediğiniz oyunu oynayabilirsiniz.İşte bu kadar.Mutlaka deneyin .% 100 mutluluk garantili bir tariftir.

Banyodan gelen mutluluk çığlıkların ardından, karşılaştığım manzara.Islak bir kuzu ,her yere taşmış dev köpükler ,kocaman bir gülümseme ve gözlerde okunan büyük mutluluk.
Ben mi ne yaptım.Keşke ilk başta kızmasaydım .Keşke ben de bu köpüğe dalsaydım. Bir daha ki sefere söz ....:)))

Makaron dediğimiz şey.....


Uzun zamandır tadını merak ettiğim bişeydir.Malum bu ara moda:)))))))) Bir çok blogta görüyorum renkli renkli makaronları.Artık test etmenin zamanı gelmişti.İşte size makaronun tarifi.Acıbadem kurabiyesi ile beze arası bişey.Hepsinin rengine göre tadı farklı.Pembesi çilekli,kahvesi kakaolu,böğürtlenlisi,antepfıstıklısı,çileklisi var.Ben en çok kahveliyi sevdim.Biraz fazla tatlı bu arada.Eee kalorilisi de bol.Yani öyle aman allahım ,olamaz böyle bir tat ,diyeceğim bişey değil.Franboğazlı tartoleti hiç birşeye değiştirmem ben(yalnız "Uzay" pastanesinin olacak).Üstteki makaronlar da "Uzay" a ait.Bursalılar iyi bilir.

Bu arada birazcık araştırma yaptım makaronla ilgili,buyurun canlarım...

Makaron Nedir ?Makaron kökü Venediklere dayanıyor, daha sonra 1800 lerden bugüne Fransızlardan günümüze kadar geldi. Dövülmüş badem şeker ve yumurta ile hazırlanan makaronun tadı tatmaya değer. Genellikle çikolata, kahve, çilek, vanilya, fındık ve fıstıklı olarak yapılmaktadır. Dışı gevrek içi yumuşak pasta olarak tanımlayabiliriz.

Keşke her yalancının burnu uzasa......


Keşke her yalancının burnu uzasa ama uzayınca , böyle sevimli görünmese...

Sevmiyorum yalanı da söyleyeni de....

( Bu tatlı Pinokyolardan almadığım için çok üzgünüm,çok sevimli değil mi ???)

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Küçük kardeş


  1. Evin küçüğü
  2. Evin şımarığı
  3. Hep kıskanılan
  4. Tatlı dilinle yılanı deliğinden çıkaran
  5. Nasıl beceriyorsa her istediğini yaptıran
  6. Abiye rahat vermeyen
  7. Herşey onun olsun isteyen
  8. Hala annesinin koynunda yatan
  9. Anneciğim diye söze başlayan
  10. Kendini Süper kahraman zanneden
  11. Keşke aldığımız yerden geri iade etsek sözleri söyleten( Efe çok kızdığında bunu hep söyler)
  12. Anneye aşık olan
  13. Herkese mavi boncuk dağıtan
Say say bitmiyor marifetleri.Efe daha önce hiç dile getirmediği kıskançlıklardan söz etmeye başladı.Bu bizi çok üzüyor.Hep eşit davranmaya çalışıyoruz,fakat doğaları gereği küçükler daha fazla ilgi çekmeyi başarıyor.Evde kargaşa asla eksik değil.Hiç biri taviz vermiyor.Abisinin herşeyine sahip çıkmaya çalışıyor.Herşeyden onda da olsun istiyor.
Ay ben napıcam bu küçük erkeklerle.Birde bunların ergenlik çağlarını düşünemiyorum.Tecrübeli arkadaşlar fikirlerinizi bekliyorum.Bu kıskançlığın sonu var mı? :((((((((
Bu arada Efeciğim cumartesi günü ilk sınav tecrübesini yaşadı.Öğretmenin seçtiği bir kaç kişinin arasındaydı benim oğlum.Üstün yetenekli çocukların arandığı bir sınava girdi.Sınavı kazanır mı bilmiyorum ama oğlumun geleceğinin çok parlak olduğunu düşünüyorum(öğretmenimiz de aynen öyle dedi).Bundan sonrası zaten hep sınav.Allah tüm yavrucuklara zihin açıklığı versin.Hepsine başarılar diliyorum.....

28 Nisan 2011 Perşembe

Hürrem saçı yapalım mı abla ?!?



Hemen hemen her ay dip boyası yaptırıyorum saçlarıma.Son ziyaretimde kuaförüm beni görür görmez sorduğu ilk şey buydu -Hürrem saçı yapalım mı abla(o da işi biliyor :))))).Mümkünse yapmayalım ablacım.Devam edelim aynı renge.
Benim soluk tenime pek yakışmaz turuncu saç, şayet yakışsaydı da istemezdim. Moda olan herşeyi, yakışsa da yakışmasa da kendimizde denemeye bayılıyoruz milletçe.Her yer turuncu kafa.Her yerde Hürrem takıları,Hürrem küpesi,Hürrem yüzüğü.Bir ara Bihterlenmiştik.Şimdi de Hürremlendik.Kus geldi inanın ki.
Tamam hatuna diyeceğim yok.Boy, pos, endam ,güzellik vermiş te vermiş allah, fakat bana artık antipatik gelmeye başladı.
Hürremciler kızmayın ama bu benim kişisel fikrim.
Sülümanı da oldum olası sevemedim.Daha "Bin bir gece"den gıcığım geçmemiş anlaşılan.Lafın kısası ben Cemileciyim.Canım benim ne kadar da zor günler geçiriyorlar ailece bu ara.


Minik öğrencilerden örnek yardım desteği(yani benim oğlumun sınıfı)


Canım oğlum ve sınıf arkadaşları örnek olacak bir davranışta bulundular.Haberin detayları alttaki yazıda.Sizi tebrik ediyorum tatlı kurabiyeler .Hep böyle duyarlı olun,hep böyle göğsümüzü kabartın.Sizinle gurur duyuyoruz...
KARA MEHMET İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRENCİLERİ, BİRİKTİRDİKLERİ HARÇLIKLARI,BESAŞ’IN EKMEK SEPETİ KAMPANYASINA VEREREK, DUYARLILIK ÖRNEĞİ SERGİLEDİLER.
BURSA –BESAŞ’ın ‘Ekmek Sepeti ile Ekmeğimizi Paylaşalım’ kampanyasına harçlıklarını biriktirerek destek olan Kara Mehmet İlköğretim Okulu öğrencileri, duyarlılıklarıyla büyüklere örnek oldu.
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinden BESAŞ’ın önemli projelerinden biri olan ‘Ekmek Sepeti ile Ekmeğimizi Paylaşalım’ kampanyasına bir destek de çocuklardan geldi. Karamehmet İlköğretim Okulu 2-a sınıfı öğrencileri ihtiyaç sahibi vatandaşlara yardım etmek için ekmek sepeti kampanyasına bağışta bulundu. Harçlıklarını birleştiren öğrencilere, sınıf öğretmenleri Fatma Yeşil de destek vererek, paranın eksik kalan kısmını tamamladı. Kampanyaya katılarak ihtiyaç sahibi vatandaşlara yardım etmenin mutluluğunu yaşayan öğrenciler, duyarlılıkları sebebiyle Büyükşehir Belediyesi ve BESAŞ tarafından ödüllendirildi.
Kampanya hakkında öğrencilere detaylı bilgiler veren Aydoğan, “Kampanya çerçevesinde yoksul vatandaşlara 30 adet kupondan oluşan bir koçan veriliyor ve ihtiyaç sahibi vatandaşlar her 1 kupon ile BESAŞ bayilerinden 4 ekmek alabiliyorlar. Bu sayede dar gelirli vatandaşlarımız kaliteli ve sağlıklı ekmek yiyerek, istedikleri BESAŞ bayilerinden de ekmek ihtilaçlarını karşılayabiliyorlar” dedi.
Öğrencilere kampanyaya katkılarından dolayı teşekkür eden BESAŞ Genel Müdür Yardımcısı Can Aydoğan, çocukların içtenlikle kendi istekleriyle yaptıkları yardımlardan BESAŞ olarak onur duyduklarını söyledi. Çocukların toplumsal yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneğini sergilediklerini de ifade eden Aydoğan, toplumun tüm kesimlerinden aynı duyarlılığı beklediklerini vurguladı. Aydoğan, 2-a sınıf öğretmeni Fatma Yeşil’e örnek davranışlarından dolayı plaket verdi. Yeşil de Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye, sosyal projelere verdiği destekten dolayı teşekkür etti.
Kara Mehmet İlköğretim Okulu Müdür yardımcıları Ulaş Koçak ve Ali Kuzu’ya da desteklerinden dolayı teşekkür eden Aydoğan, öğrencilere Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin gönderdiği Bursaspor formalarını hediye etti.
Yardımlar gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşacak
Kampanya kapsamında BESAŞ tarafından ‘ekmek sepeti’ adı verilen bir havuz oluşturuldu. Hayırseverler ekmek sepetine yardımda bulundukça sepette ekmek birikiyor ve bu biriken ekmekler Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı’nın belirlediği ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırılıyor. Hayırseverler kampanyaya katılıp kendi istedikleri kişilere yardımda bulunmayı talep ederlerse de, ekmek kuponları bağışı yapan kişilere teslim ediliyor. Kampanyayawww.besasekmek.com.tr internet sitesi üzerinden kredi kartıyla ödeme yaparak katılma imkanı da sağlayan BESAŞ, yapılan ödeme sonucunda fatura ve ekmek kuponlarını vatandaşların belirtmiş oldukları adrese kargo ile gönderiyor. Kampanyaya katılmak isteyen vatandaşlar BESAŞ’ın 444 44 11 numaralı hizmet hattında veya ‘www.besasekmek.com.tr’ adresli internet sitesinden detaylı bilgi alabilirler.

27 Nisan 2011 Çarşamba

Yasmin Levy- Bursa konseri ve yaşanan rezalet

Haftalarca beklediğim konser dün akşam gerçekleşti.Bilet bulamamışken son anda gazeteci arkadaşımın sayesinde protokol bölümünden izleme fırsatı buldum.Çok güzel başladı, herşey muhteşemdi.Yasmin bir harikaydı.Sesi,sahnede duruşu, kendisi,doğurmak üzere olduğu bebeği ve kocaman karnıyla o kadar sevimliydi ki anlatamam.Keşke sonuna kadar hep böyle sürseydi.
Konserin ortasında çok sevimsiz şeyler yaşandı.Birden tavan dökülmeye başladı.Korkunç bir panik yaşandı.Herkes ayaklandı.Birbirimizi resmen ezdik.Bağrışlar ,çağrışlar.Sabote ihtimali çok yüksek( birileri çatıda yaramazlık yapmış ).Söylentilere göre ,bina eski olduğu için tavanlar çökmüş(ya da Yasminin güçlü sesine dayanamadı) Şaka bir yana orda gerçekten çok kötü şeyler yaşanabilirdi.Sesim kısık şu anda, öyle bir stres yaşamışım ki.Soruyorum yetkili kişilere-orda niye hiç güvenlik yoktu.Niye bir ambulans yoktu(yaralı varmış).Belediye niye böyle dandik bir yeri seçmiş(Fethiye kültür merkezi).Bu mudur.Rezilliğin daniskasıydı.O kadar üzgünüm ki.Yasmin Levi yinede incelik gösterip yeni CD'sini imzalamış.Kırgın olmadığını ,sadece üzgün olduğunu söylemiş.Müzik evrenseldir.Güzel olan herşey alkışlanmalıdır.İster siyah ister beyaz olsun.Artık bunu öğren insan oğlu.Hepimiz eşitiz.Bırakın şu ırk,din,mezhep ve her neyse kavgalarını....
Yasmin Levi lütfen yine gel !!!Bu sefer açık hava tiyatrosu olsun lütfen !!!

24 Şubat 2011 Perşembe

Anne, babaannem ne zaman dönecek ????

Uçurtma selam söyle babaannemize !!!

Kocaman gözlerini açmış,cevaplamaya korktuğum soruyu soruyor ansızın:" Anne, babaannem ne zaman dönecek ???Neden geri gelmiyor.Bizi hiç özlemedi mi.Ben onu çok özledim ama.Neden, neden gelmiyor.Telefonla da aramıyor.Çok mu uzak anne gittiği yer.Oraya tren gitmiyor mu ?
Susuyorum ,beş yaşında ki küçücük bir çocuğa nasıl anlatsam ki-ölümü.Evet gitti annem ,gitti ve gelmiycek diyemiyorum.Belki bir gün döner,ya da biz gideriz görmeye diyorum.Kafası karışıyor.Yine de memnun değil söylediklerimden.Özlemiş belli,küçücük yüreğinde ne fırtınalar kopuyordur ,bilmiyorum ki.
Zor , çok zor anlatmak.Keşke anlatabilsem.Büyüyünce anlarsın bitanem.
Zamanla azalırmış tüm acılar.İnsan yakın birini kaybedince,bedeninde binlerce mum alev alırmış.Bedenini yakan sadece ateş değilmiş ,ateşle birlikte eriyen mumlarda insanın canını yakarmış.Zamanla mumlar tek tek sönermiş.Yalnızca bitanesi hiç sönmezmiş,sonsuza kadar orda kalırmış.Yani içimizde bir yerlerde, ufak ta olsa bu sızı asla bedenimizi terketmiycek..

18 Şubat 2011 Cuma

Aşk tesadüfleri sever


Tek kelimeyle harika.Epeydir bu kadar güzel bir türk filmi seyretmemiştim.Her şey mükemmel kıvamdaydı.Oyuncular,sahneler,kostümler .Hele müzikler süper .İtiraf ediyorum epey gözyaşı da döktüm.Uzun zamandır yapmadığım şey.İyi de geldi doğrusu.Seyretmeyen kaldıysa kaçırmasın.
Son dönemlerde çekilem tüm türk filmleri gerçekten övgüye değer.Hiç aratmıyorlar yabancı sinemayı.Emeği geçen herkesi,içtenlikle tebrik ediyorum .



14 Ocak 2011 Cuma

"Firarperest" ve "Ye dua et sev"



Son okuduğum kitaplar-Elif Şafak "Firarperest" ve "Ye dua et sev"Elizabeth Gilbert."Firarperest'i" çok sevdim.Minik hikayelerden oluşuyor.Hepsi içtenlikle, samimiyetle yazılmış.Hayattan, bizden,ordan,burdan herşeye değinmiş.Bir solukta okunası bir kitap.
Dünyada 8 milyon üzerinde satış yapmış olsada ben "Ye dua et sev" kitabından çok hoşlanmadım. Aman allahım diyemedim yani.Nedense herkesin bayıldığı kitaplara ben neden bayılmıyorum anlamıyorum ." Issız adam"a da bayılmamıştım mesela..Kesin bende bişey var.
Bu arada önceki postlarımdan birinde" Yeminli bakire "(Ferihan Atasoy) kitabından bahsetmiştim.O zaman okumamıştım.Şimdi okudum ve bayıldım.Harika bir hikaye.Gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.

Bu "Firarperest" kitabından bir paragraf ,çok hoşuma gitti .Emek,emek,emek.... başarının sırrı budur.Herşey emek ister,aşk ta ,iş te .Herşey...

12 Ocak 2011 Çarşamba

Güzel bir kız alıp evlenecekmiş.....


Ne farkeder beş yaşında olması ki.Evlenmek istiyor.Hem de güzel bir kızla.Saçı uzun olacak ,gözü yeşil,adı Aslı( "Kavak yelleri"in Aslısı galiba bu).Olur oğlum olur.Aslında benle evlenecekmiş(çok aşığız birbirimize bu arada) ama ben kocamın karısıymışım,olmazmış.Hem çocukları olacakmış.Biri erkek,biri kız(ben kızları çok seviyormuşum ya,kızım yokmuş ya).Bak nasıl da düşünüyor babaanneyi ,yani beni.Hem torunlarıma krep yapıcakmışım,onlarda karısıyla sinemaya gideçeklermiş ,torunumu bana bırakıp ta.Vay be, 5 yaşındakilerin hayallerine bak.Sen hele bir büyü, oku,evlenirsin bebeğim.Ama yok bu ara evliliğe takıntılıyız.Aşkla yatıyoruz,aşkla kalkıyoruz.Ne yapsın bebeğim dizilerde öyle aşk fırtınaları kopuyor ki...Bir de akşam bizi hüngür hüngür ağlatan Osmancık yok mu....
Sen takılma şimdiden bu işlere böcikom,bak legolarla ne güzel şeylar yapıyorsun....

22 Aralık 2010 Çarşamba

Kadın bunalınca ne yapar ????



Önce soluğu kuaförde alır.Saçını kestirir.Yetmez,bir de boyatır.Kaşına maşına şekil verdirir.Bu da yetmez. Çarşamba pazarına gider.Her tezgahı eşeler.Sonunda onu mutlu edecek bir iki bişey bulur.
Hiç düşünmeden alır.Son durak sevdiği kafe.Kendine en sevdiği şeyi ısmarlar - frambuazlı cheesecake(rejimde olmasına rağmen).Sonra mı?!? Kocaman bir gülümseme.
Mutlu olmak ne kadar da kolaymış :)))))))))))


13 Aralık 2010 Pazartesi

"Yeminli bakire" - FERİHAN ATASOY

Bu çok sevdiğim Ferihan ablacığımın ( benim çocukluk arkadaşımın annesi) yeni kitabı.Konu da başlığı kadar çok ilginç.
Olay Arnavutluk ta yaşanan(gerçek bir olaydır) , 500 yıllık bir geleneği anlatıyor.Eğer bir ailenin reisi ,yani babası vefat ederse ve ailesinde onun yerine geçecek bir erkek çocuk yoksa, yaşça en büyük olan kız çocuğu bu görevi almakla hükümlüdür.Bir heyet önünde yemin ettikten sonra ,bundan sonra ki hayatına bir erkek gibi yaşamaya başlıyor.Erkek gibi giyiniyor,erkek gibi konuşuyor.Yani erkeklere has herşeyi yapıyor.Ayrıca evlennmesi yasak,çocuk doğurması yasak.Üstelik bu kurallara uyulmadığı taktirde ağır bir şekilde cezalandırılır.Kitapta olaylar bunun üzerine kurgulu.Çok ilginç bir konu.Henüz kitabı okumadım .Bu bilgileri Haber Türk'teki Balçiçek İlterin Ferihan Atasoyla yaptığı söyleyişinden aldım.Bu tür kitapları okumayı çok seviyorum.Belki sizin de ilginizi çeker diye paylaşmak istedim.

Yolun açık olsun Ferihan ablacığım!!!

6 Aralık 2010 Pazartesi

Pavlovun köpeğine döndüm



Rus bilim adamı Pavlovu bilmeyen yoktur(BURDA).Daha doğrusu köpeklerle yaptığı deneyleri herkes anımsıyordur.Köpekçiğe et verilmeden önce zil çalıyor.Her zil çaldığında et yiyeceğini bilen köpek, salya salgılamaya başlıyor.Bunun adı da şartlandırılmış refleks.
Şimdi benim yaşadıklarımla ne alaka demeyen .Ben yaklaşık iki buçuk aydır doktor kontrolü altında kilo veriyorum.Bir çok şeyim kısıtlanmış durumda,yada tamamen kaldırılmış.İster istemez her insan gibi yasak olan herşeye ilgi duyuyorum.Özellikle yasağın adı çikolata olunca akan sular duruyor,çünkü çook seviyorum kendilerini.Tam bir çikolata bağımlısıyım.
Markete her girdiğimde Pavlovun köpeğine dönüşüyorum.Çikolata reyonuna yaklaşmadan önce başlıyorum yalanmaya ve bu her seferinde aynı.Yalnız eskisinden tek fark, ordan transit geçiyorum.
İyiki evde çikolata seven iki minik adam var.En azından kaçamak yapmaya fırsatım oluyor.
Herşeye rağmen pes etmiycam.Çok güzel kilo verdim ve vermeye devam edeceğim,taa ki istediğim kiloya gelene kadar.Varsın yasak olsun.Sağlıklı beslenmeyi artık bırakmıycam,daha sağlıklı bir gelecek için bu şart.

Herkese çikolata tadında bir hafta diliyorum!!!

1 Aralık 2010 Çarşamba

Anne beni seviyorsan ne yapman gerekiyor biliyormusun ???




Bu ara küçük kurabiyemin en çok kullandığı cümlelerden biri."anne beni seviyorsan ne yapman gerekiyor biliyormusun??".
O da farkında sevginin insana herşeyi yaptırabileceğini.O da biliyor insan sevince asla hayır diyemeyeceğini,dağları bile delebileceğini.
Sevgi,annelikle birlikte başka bir boyuta geçiyor.Kayıtsız ,şartsız,tertemiz seviyor insan yavrusunu.Üstelik bir karşılık beklemeden.Gariptir anne sevgisi.Yavrunuz dünyanın en kötüsü de olsa ,affedilmiycek hatalar da yapsa yine seviyor yavrusunu analar.Hiç büyümüyorlar üstelik.Hep bizim minik kuzularımız onlar.Bir türlü gözümüzde büyütemiyoruz.Hep acaba karnı tok mu,üşüyor mu,mutlu mu ,mutsuz mu,şöyle mi ,böyle mi sorular çıkmaz aklımızdan.Bir koruyucu melek gibi kanatlarımızı açıp sarmalarız onları,veee bu hiç değişmiyor 50 yaşına gelseler de.Böyledir annelik işte.Giymezsin giydirirsin,yemezsin yedirirsin,içmezsin içirirsin,gitmezsin götürürsün.Tüm bunları yaparken de mutluluğun en büyünü yaşarız.Onların bir gülüşü ömre bedel.Hep gülsün yavrularımız,hiç gölge düşmesin yüzlerine...
İyi ki anneyim :))))))))))

18 Kasım 2010 Perşembe

Kırk'a iki kala



Daha umutlu.
Daha sakin.
Daha sabırlı.
Daha çalışkan.
Daha mutlu.
Daha umursamaz.
Daha eğlenceli.
Daha güçlü.
Daha bilgili.
Daha yalnız.

İyi ki anneciğim beni doğurmuş !!!

26 Ekim 2010 Salı

Rejim listesinin devamı....(3. ve 4. hafta)


Rejime tam gaz devam ediyorum.Bu da 3. ve 4. haftanın listesi.Bugün doktorum bana kocaman yıldız verdi.Cici kız olup kilolarımı verdiğim için :)))))

Sabah:9:30
1 dilim ekmek(tercihen tam buğday ekmeği)
1 dilim beyaz peynir
közlenmiş kırmızı biber
domates,salatalık,maydanoz
şekersiz yeşil çay

1. ara: 10:30 1 su bardağı yarım yağlı süt

Öğlen yemeği: 5 kaşık kıymalı sebze yemeği,az yağlı salata,1 kepçe çorba veya 1 kepçe bakliyat+ az yağlı salata

2. ara: 15:001/2 paket eti form+ yeşil çay

3. ara: 17:00 1 armut , 3 erik , 10 üzüm ,1 incir,1 elma,2 mandalina ,1/2 nar,1 kivi (bunlardan biri)
akşam yemeği: 19:00
5 kaşık sebze yemeği ,az yağlı salata,1 kepçe çorba veya 1 kepçe bakliyat,az yağlı salata

4. ara: 21:00 üstteki meyve listesinin aynısından 1 adet...

Her zamanki gibi yaklaşık 2,5 litre su ve 3 gün tempolu yürüyüş ile destek edilir.....

21 Ekim 2010 Perşembe

Para verince oluyormuş :))))


Bir önceki yazımda rejimde olduğumu söylemiştim.Aylarca kendi irademle kilo vermeye çalışıyordum .Maalesef sonuç başarısızdı.Artık anladım ki ben para verince zayıflayabiliyorum.
Şimdilik çok iyi gidiyor.Dört haftada 5 kilo verdim.Yaklaşık 10 kilo daha vereceğim ve sanırım bundan sonra yemek şeklimi tamamen değiştireceğim.

İlk iki haftanın yemek listesi
(Bedenimde ki yağa oranına göre hazırlandı,tamamen kişiye özeldir.)

Sabah kahvaltısı:9.00
2 dilim ekmek(tercihim tam buğday ekmeği)
1 dilim beyaz peynir
3 zeytin
domates, salatalık,maydanoz
şekersiz yeşil çay

1. ara:10.30
1 bardak yarım yağlı süt

Öğlen yemeği: 12.30
6 yemek kaşığı sebze yemeği
az yağlı salata(ben yağsız yedim)
1 kepçe çorba
1 dilim ekmek

2. ara: 15.00
1/2 paket etiform+ 1/2 kase kaymaksız yoğurt

3. ara:17.00
1 armut/3 erik/ 10 üzüm tanesi/1 incir/ 1 şeftali/ 1 elma/1 kivi( bunlardan sadece bitanesi)

Akşam yemeği: 19.00
ızgara balık(2 kez haftada)
tavuk(ızgara yada yağsız tavada(1 but veya bir dilim)
az yağlı salata

Son ara: 21.00
1 meyve(üsttekilerden 1 tane)

Gün boyu 2-2,5 litre su tüketilecek ve haftada 3 gün tempolu yürüyüş yapılacak.
Bölgesel yağlanmanız varsa deneye bilirsiniz.Benim göbek ve bel bölgem biraz fazlaydı.Ayrıca rejime başlamadan bir takım tahliller yapıldı.Kolesterol,şeker,hormonlarıma,tiroyitlerime falan bakıldı.Bir sorun olmadığı için bu listeyi uyguladım.Bence diyete başlamadan önce kesinlikle uzmana danışmalı.

2. haftanın listesi yarın :))))

23 Eylül 2010 Perşembe

Artık gözlüklüyüz :(((


Nasıl da hızlı yaşanıyor herşey bu ara.Hep yazıyorum, kaçıyorum modundayım.Okul telaşı ,sipariş telaşı derken.Vakit bulamaz oldun bir çok şeye.Dün oğluşuma gözlük verdi doktor.Çook üzüldük, çok ağladık ama nafile.Oğlum miyop ve maalesef uzun süre gözlük takıcak.Bunu duyar duymaz çok üzüldü.Akşamdan beri dil döküyoruz ,teselli ediyoruz.Neyse ki sınıfta gözlüklü arkadaşlarının sayısı az değil.Alışacak elbette.Alışmak zorunda.Allah daha beter şeyler vermesin.Gözlüklü olsun varsın.Pek ta yakıştı.Modeli kendisi seçti.Umarım kısa zamanda hurdalık olmaz(kesin olacak).
Diyeceğim şu ki bu yaşta göz kontrolünü ihmal etmemek gerekiyor.Bu tür rahatsızlıklar genelde genetik oluyor.Tabii insan evlenirken sorgulamıyor bu tür şeyleri,karpuz değil ki içini göresin,yok yeşil çıktı al başkasını.Dediğim gibi allah dermanı olmayan hastalıklar vermesin.Gerisi kolay...
Ben hep olumsuz bişeyler yaşanınca ,arkasında güzel bişeylerin mücdesi gibi algılıyorum.Tıpkı yağmurdan sonra çıkan güneş gibi.Yarın daha güzel şeylere gebe ,bunu kesinlikle hissediyorum...

20 Eylül 2010 Pazartesi

Düştük yine okul yollarına.....


Veeee işte başladık yine,düştük okul yollarına.Büyüdü benim beyaz bulutum,artık ikinci sınıfta.Büyüdükçe dertleri de büyürmüş,öyle derler bu yollardan geçenler, harbiden de öyleymiş.Daha ilk gün yok ingilizce kursu ,yok matematik kursu.Yandın oğlum,yorucu bir okul yılı olacak.Olsun, benim kuzum gelir üstesinden ,anne baba da destek verince vız gelir bize okul...
Okula başlayan bütün yavrucuklara başarılar dilerim Hele 1. sınıfa başlayanlar ,nasıl da heyecanlı,gerçi bizde bir haftadır yeni çantamızı indirmedik sırtımızdan....
İnşallah herkes için güzel bir okul yılı olur.Okusunlar ,adam olsunlar,milletimize vatanımıza hayırlı evlatlar olsunlar.Gölge düşürenlerle mücadele etsinler,hep ATAMIZIN peşinden yürüsünler....


15 Eylül 2010 Çarşamba

Yorgun ama mutlu :)))


Yorgun ,çünkü 3 günden beri çoook çalışıyor.Yetiştirmesi gereken bir yığın siparişi var.Mutluluğa gelince artık devamlı bir işi var.Yaptıkları satılacak bir yerlerde :))) Harika bir duygu.Şimdi daha çok çalışmalı,daha çok üretmeli.Kim bilir belki bir gün hayal ettiği minicik dükkanını da açar.Kısmet belli mi olur....
Attım dileğimi evrene, şimdi çalışıp, beklemek gerek.

Herkese bol kazançlı ,sıcacık mutlu günler olsun.Ben bu kış çoook çalışıcam çoook...

27 Ağustos 2010 Cuma

8 yaşındaysanız hayat çoook güzel....


Cedric uzun zamandır bunu söyliyor.Şimdi benim oğlum da 8 yaşında ve o da hayat çok güzel diyor.
Artık aynanın önünde daha çok vakit geçiriyor.Saçlar dışarı çıkarken jöleleniyor,hatta stil taranıyor(şekilde de görüldüğü gibi).Giysiler özenle seçiliyor.Yeni yeni tercihler yapılıyor.Konuşma stilimiz değişiyor.Koltuk altına ve tatlı gıdışa parfümler sürülüyor.Kızların yanında yanaklar al al oluyor.Facebook'u olsun istiyor."Baba benim ne zaman cep telefonum olacak" sorusu sık sık gündeme geliyor.Anneyle ufak çaplı çatışmalar çoktan başlamış bulunuyor.İşte böyle ,8 yaşındaysanız (ve aşıksanız) hayat gerçekten güzel......
Bu çocuklar ne kadar hızlı büyüyor.Hep gül beyaz bulutum.Hiç gölge düşmesin yüzüne....
Seni çooook seviyorum !!!!

21 Haziran 2010 Pazartesi

Bazen....


Bazen gülümsemek gerek,içimizden gelmese bile,sırf gülümsemek bize yakıştığı için...
Bazen dünyayı karşımıza almak gerek,doğru bildiklerimizin arkasında durmak için...
Bazen unutmak gerek unutamadıklarımızı,bize fazla acı vermemeleri için...
Bazen kalori hesabı yapmadan yemeli her istediğimizi,sırf canımız çektiği için...
Bazen uzun uzun hesaplar yapmamak gerek,bırakmalı bu işi matematikçilere....
Bazen çocuk olmalı bir günlüğüne,dünyaya onların gözleriyle bakmak için...
Bazen korkularımızın üstüne gitmeli ,onları yenmek için...
Bazen çılgınlıklar yapmalı ,ot gibi yaşamışım dememek için...
Bazen sevdiğine sevdiğini söylemeli,bir gün geç kalmamak için ...
Bazen de erken kalkıp içinizden geleni yazmak gerek..kendiniz için ,içinizden geldiği gibi.....


Herkese güzel bir hafta diliyorum !!!

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Mutlu parmaklar

Mutsuz olduğum anlarda beni gülümsetecek bişeyler bulurum muhakkak.Mutlu olmanın sırrı kendi içimde saklı .Dün dışarı çıkmasına izin verdim.İki mutlu parmak olduk.Sarıldık, gülümsedik,keyiflendik.Mutluyum hem de çooooooook.....


15 Mayıs 2010 Cumartesi

Hayat devam ediyor..


Hayat devam ediyor durduğu yerden.Tam bir hafta oldu annemizi kaybedeli.Acımız asla geçmiycek,hep kalbimizde bir sızı olacak. Alışacağız elbette, ama çok zor olacak.Dün eşyalarını elden geçirdik.Nasıl zor bir an anlatamam.Tek tek hatıralar geldi geçti gözümüzün önünde.Boğazlarımız düğüm düğüm ,gözlerimizde yaşlar.En zor olan kısım çocuklara olanları anlatmak.Efe babaannesinin öldüğünü biliyor.Tatlı beyaz bulutum, yedi yaşında tanıştı ölümle.Hem de en sevdiğini kaybederek.Dün terliklerini almış eline,anneciğim bak bunlar babaannemin.Sonrası dinmeyen gözyaşları,bitmeyen sorular.Küçük kara böceğim babaannesinin cennete gittiğini biliyor ve döneceği günü sabırsızlıkla bekliyor.Anneciğim alabayla cennete gidiliyor mu diye soruyor.Neden diyince ,babaannemi çok özledim onu görmeye gideceğim diyor.Onlara her gidişimizde, zilin her çalışında ,her telefonda acaba babaannem mi diye soruyor.Ah miniciğim keşke o olsa.
İşte böyle.Her şey bizim için.Acılarda ,mutluluklarda .İyi ki sevgimi ve saygımı hiç esirgememişim.
Rahat uyu anneciğim..

9 Mayıs 2010 Pazar

Sözün bittiği yerdeyim

Ne kadar zormuş sevdiğini toprağa vermek.
Ne kadar zormuş geride kalanları teselli etmek.
Ne kadar zormuş çocuklarıma ölümü anlatmak.
Ne kadar zormuş kokusu hala evdeyken , onun bir daha geri dönmeyeceğini bilmek.
Ne kadar zormuş eşyalarına dokunup kokusunu içine çekmek.
Ne kadar zormuş annesiz almak.
Sözün bittiği yerdeyim.
Yarın annesine sarılamayacak bir çok arkadaşım var.Tüm annelerimize allahtan rahmet diliyorum.Mekanları cennet olsun ,nur içinde yatsınlar.Allah geride kalanlara sağlıklı ömürler versin...


23 Nisan 2010 Cuma

Üç elma

Diyelim ki önüme üç elma koydular,yanımda da iki arkadaşım var.Elmalardan biri çok lezzetli,kocaman,kıpkırmızı,yani şeklinden belli.İkincisi biraz daha küçük,ilki gibi değil.Üçüncüsü de küçücük,hatta belki kurtlu,belli tadı madı yok gibi.
Sonra bu elmalardan birini ilk önce seçme hakkı bana ait olsa,seçeceğim elma belli aslında.Tabii ki şu kurtlu, yamuk yumuk ,küçücük elmayı, seçerdim.Neden mi?!?Yapamazdım işte seçemezdim asla güzel olanı.Çekinirdim,arkadaşlarım yesin derdim.Ben öyle derdim ama millet öyle demiyor maalesef.
İnsanlar bazen nasıl bencilleşiyor.Hep bana bana ,en güzeli bana.Hep ön koltukta onlar oturacak,hep cam kenarında olacak,sırada ilk onlar duracak.En güzelini kapacak, hiç çekinmeden kendini övecek,överken de seni küçük düşürecek.Sonra bunu zafer zannedip ,sarhoşluğun tadını çıkaracak.
Sevmiyorum bencil insanları.Sevmiyorum sahte insanları.Sevmiyorun hep bana bana diyenleri.

14 Nisan 2010 Çarşamba

Çocuyklarım zarar görmesin dedi,meslek sahibi oldu....


Ev hanımı ben ,meslek sahibi oldum :))))
1 yıl önce başladım bu maceraya.Amigurumilerime, keçe çalışmaları da katıldı.Şimdi iş sahibi oldum.Kendi çapımda çalışıyorum ve para kazanıyorum.Kendimi bulmam gerekiyordu, buldum. Şunun altını çizmek istiyorum,eğer istersek herşeyi başarabiliriz.Biraz azim ve çalışma isteği yeterli.....

8 Nisan 2010 Perşembe

Kıyafet değiştirmece oyununu bilirmisiniz ?!?


Bu oyun en az iki kişi tarafından oynanır.Oyun mekanı olarak çocuk odası seçilir.Önce garderobun içinden bütün kıyafetler yere dökülür.Sonra içlerinden en sevdikleri giyilir,giyilir çıkarılır.Oyunun püf noktalarından biri anne odada olmayınca oynanması.

Bu arada anne içeride işlerini yapmakta.Bir yandan da "ay benim yavrularım ne kadar sessiz oynuyor,maşallah " diye geçirir içinden .İlk kontrolden sonra durumun farkına varır ama artık çok geç.

Sonuç-çocuklar için harika eğlenceli bir oyun ,yüzlerinde kocaman gülümsemeyi görmeye değer.Anne için aynı şey söylenemez.Gerçi iyi de oldu ,bahaneyle garderop düzene girdi.

Bir de bu manzaranın resimlerini çekmeliydim ama geç aklıma geldi.

Diyeceğim şu ki benim böcükler pek biliyorlar eğlenmeyi.Oyuncaklarında sıkalan böcükler varsa,haydi kıyafet değiştirmece oyununu oynamaya !!!

5 Nisan 2010 Pazartesi

Veeeeee işte Bursa Blog yazarları buluşması


Ay pek havalı bu yazar kelimesi ayol.Aman öyleyiz işte.Pek güzel,hatta şahane geçti buluşmamız.Kendi ellerimizle yaptığımız mamaları yedik,kahvelerimizi ,çaylarımızı içtik.Güzel güzel sohbetler ettik.Gazetecilere poz verdik.Hatta benle söyleyişi yaptılar.Yakında" Meydan" gazetisinde çıkacak haberim.Çok cici insanlarla tanıştım.Hepsi birbirinden özel ve yetenekli.Günün sürprizi de taa İstanbullardan bizim için gelen "CELEBİ74"idi.Cici mi cici ,şirin bir kız,hatta ben ona kelebek adını koydum.Kanatlanıp gelmiş,yetmemiş ,hediyeler bile hazırlamış bizim için.Herkese kocaman kocaman teşekkürler ediyorum.Kesinlikle bu toplantı tekrarlanmalı..
Smilena,CELEBİ74,BİZİM GİBİLER
"Annemin eli","Sümbül zerafeti" ve hemen öğrenip yazıcam valla....
Celebinin bizim için diktiği ayakkabı torbası,Ayrıca bir arkadaşımız da hepimize kolyeler hediye etti.Çiğdemciğim de lavanta keseleri hazırlamış.Ay ne desem kocaman kocaman teşekkürler..
İkramlarımız.Daha sonra diğer bloguma arkadaşların blog linklerini ve tariflerini koyacağım...

Dönüş yolunda iki güzel "Sümbül zerafeti" ve Celebi74.Kelebeklerim benim :))))
Devam edecek.....
Katılanların blog adresleri...
1 annemineli http://annemineli.blogspot.com/
2 bizimgibiler http://bizimgibiler.blogspot.com/
3 bucanni http://bucanni.blogspot.com/
4 çelebi74 http://celebi74-celebi74.blogspot.com/
5 çatlak kafe http://nursng.blogspot.com/
6 dilek mutfakta http://dilekkmutfakta.blogspot.com/
7 düşlerimin incisi http://incisi.blogspot.com/
8 evde pasta http://evdepasta.blogspot.com/
9 ezgili tarifler http://ezgilitarifler.blogspot.com/
10 kurdele nakışları http://www.kurdelenakislari.com/
11 smilena http://smilena-smilena.blogspot.com/
12 sümbül zerafeti http://sumbulzerafeti.blogspot.com/
13 şehribursadan http://sehribursadan.blogspot.com/
14 turkuaz lale http://turkuazlale.blogspot.com/
15 yarenin günlüğü http://ceylanmogul.blogspot.com/

31 Mart 2010 Çarşamba

NERMİN BEZMEN'le Bursa buluşması


Dün sevgili Nermin Bezmen Bursadaydı.Harika bir buluşma oldu.Öyle sıcak,samimi ve büyüleyiciydi ki ,hala etkisinden kurtulamadım.Aşkı konuştuk,fikirlerimizi paylaştık,tiyolar aldık.Kitaplarıyla ilgili bütün sorularımızı içtenlikle yanıtladı.Ayrıca inanılmaz güzel ve zarif bir bayan.İnanılmaz bir pozitif enerjisi var.Söyleyişin sonunda kitaplarımızı imzalattık.Tek kelimeyle harika bir buluşmaydı.
25 mayıs, salı,saat 20.00(Basın kültür sarayı,Uğur Mumcu sahnesi) sevgili Ayşe Kulin geliyor.Tüm Bursalılara duyurulur.

22 Mart 2010 Pazartesi

Hoş geldin bahar !!!

Şeftali ağacın çiçeği...
Mis gibi kokan mor menekşe..

Sümbülüm ...


Uğur böceği.Yalnız bu ters. Zemin siyah,noktaları kırmızı.Böyle de çok güzel...

İki kafadar.Benim böcüklerim.Yerde gezinen böcekleri merakla inceliyorlar...
.

Hoş geldin bahar !!! Mutluluklar getirdin.Hem bana ,hem böcüklerime.Kanımı coşturdun.Başımı döndürdün.İçimi ısıttın.Ne çok beklemişim meğersem seni.Şimdi anladım.Pek uzun sürdü bu kış sanki. Hiç gelmiycekmişsin gibi hissettim.İyi ki geldin hoşgeldin !!!
.
Fotoğraflar bizim bahçeden.Daha tazecikler ,dünden.

17 Şubat 2010 Çarşamba

Ağustos böceğinin hazin hikayesi


Bizim evde bu ara en favori masallardan biri"Ağustos böceği ile karınca".Berke bıkmadan usanmadan defalarca bize okutuyor.Hatta kitapla yatıyor ,kitapla kalkıyor.Dün tesadüfen bir mail geçti elime .Sunay Akın çok tatlı bir dille ağustos böceğinin hikayesini paylaşmış.Aynen aktarıyorum.

AĞUSTOS BÖCEĞİ HİKAYESİ

"Bir ağustos böceği doğmadan önce toprağın altındaki bir larvada ortalama olarak 12 yıl bekler. Evet, tam 12 yıl. 12 yıllık hapislikten sonra dünyaya gelen garibanın ömrü adında yazılıdır: Ağustos. Yani topu topu bir ay... Şarkı söyleyen yalnızca erkek ağustos böceğidir. Çünkü dişi, en güzel şarkıyı söyleyeni kendine eş seçecek ve çiftleşecektir. Düşünsenize, 12 yıl toprağın altında bekle, dışarı çık. Ömrün bir ay... Buldun, buldun... Bulamadın, bir daha yok. Siz olsanız çalışır mıydınız?"

Ben olsaydım kesin çalışmazdım.Doya doya yaşardım kısacık ömrümü.Tabii bu yazı beni birazcık araştırmaya teşvik etti .Bulduğum kaynaklar da bunu doğruluyor.

Bazı nedenlerden ötürü doğa, böceklere dünyada yaşayan diğer canlılara oranla daha kısa ömür vermiştir. Fakat bir böcek vardır ki hayvanlar dünyasının diğer birçok üyesinden daha uzun yaşar.Ağustos Böceği’nin bir türü tamı tamına 17 yıl yaşar. Belki karınca kraliçesi dışında diğer böcekler onun yaşam süresinin yanına bile yaklaşamaz.Ağustos böceğinin ömrü, aslında diğer böceklerin gıpta etmesi gereken bir şey değildir. 17 yıl boyunca uyur ve sadece 5 hafta güneşli yaşamın keyfini sürer ve sonra ölür!
Bu küçük böceğin doğada gelişimi neden 17 yıl sürer? Buna kimse cevap veremez. Bütün bildiğimiz dişi Ağustos böceği’nin yavrularını ağaçların ince dalları üzerine bıraktığıdır.Yumurtadan çıktıklarında aşağı düşerler, yere çukur kazarlar ve kendi kendilerini ağaç köklerine bağlarlar. Ve nymph (peri) diye adlandırılan genç Ağustos böcekleri orada köklerin özsularını emerek 17 yıl boyunca boyunca hareketsiz kalırlar.Sonra gizemli bir güç onları gün ışığına çıkartmaya karar verir. Ağacın gövdesine tırmanırlar, kabukları yarılır ve olgun Ağustos böceği ortaya çıkar.


DEVAMI BURDA

Her yanımız mucizelerle dolu.Hey allahım sen istemezsen yaprak bile kıpırdamazmış...

26 Ocak 2010 Salı

Tatil ,kar,karne...




Yine kayboldum biliyorum.Ses ver diyenlerden de özür diliyorum.Burdayım kızlar.Son yazımda hayata birazcık söylenmiştim ama kötü bişey yok inanın.Bazen olumsuzluklar üst üste gelebiliyor işte.O zaman da içime biriktirmekten ise ,burda içimi dökmek bana iyi geliyor.
Tatil ve kar bir araya gelince azcık uzak kaldım buralardan.Efe canavarı beni oturtmuyor bilgisayarın başına.Bende birazcık rahat bıraktım.Çok çalıştı böcüğüm.Karnemizde tüm notları beş.Eh biraz oynamayı hak etti yani.
Sağlıcakla kalın !!!

27 Aralık 2009 Pazar

Pazar sabahlarını seviyorum




Biraz sonra ballarım uykudan uyanacak.Birlikte sofra kurulucak.Herkesin yumurtası sevdiği şekilde pişecek.Taze çay kokusu odaya yayılacak.Ballı ekmekler mideye indirelecek.Sonra birlikte güzel saatler yaşanacak.Berke bize fıkralar anlatacak.Hep birlikte midemize gülmekten kramplar girecek.Efeyle birlikte ödevlerimizi yapıcaz.Ben yine allaha bana bu güzellikleri verdiği için dua edeceğim.İçime sonzuz bir huzur yayılacak.Mutluluk yanıbaşımdayken ,nasıl onu görmeden geçiyorum bu ara.