5 Mayıs 2011 Perşembe

Keşke her yalancının burnu uzasa......


Keşke her yalancının burnu uzasa ama uzayınca , böyle sevimli görünmese...

Sevmiyorum yalanı da söyleyeni de....

( Bu tatlı Pinokyolardan almadığım için çok üzgünüm,çok sevimli değil mi ???)

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Küçük kardeş


  1. Evin küçüğü
  2. Evin şımarığı
  3. Hep kıskanılan
  4. Tatlı dilinle yılanı deliğinden çıkaran
  5. Nasıl beceriyorsa her istediğini yaptıran
  6. Abiye rahat vermeyen
  7. Herşey onun olsun isteyen
  8. Hala annesinin koynunda yatan
  9. Anneciğim diye söze başlayan
  10. Kendini Süper kahraman zanneden
  11. Keşke aldığımız yerden geri iade etsek sözleri söyleten( Efe çok kızdığında bunu hep söyler)
  12. Anneye aşık olan
  13. Herkese mavi boncuk dağıtan
Say say bitmiyor marifetleri.Efe daha önce hiç dile getirmediği kıskançlıklardan söz etmeye başladı.Bu bizi çok üzüyor.Hep eşit davranmaya çalışıyoruz,fakat doğaları gereği küçükler daha fazla ilgi çekmeyi başarıyor.Evde kargaşa asla eksik değil.Hiç biri taviz vermiyor.Abisinin herşeyine sahip çıkmaya çalışıyor.Herşeyden onda da olsun istiyor.
Ay ben napıcam bu küçük erkeklerle.Birde bunların ergenlik çağlarını düşünemiyorum.Tecrübeli arkadaşlar fikirlerinizi bekliyorum.Bu kıskançlığın sonu var mı? :((((((((
Bu arada Efeciğim cumartesi günü ilk sınav tecrübesini yaşadı.Öğretmenin seçtiği bir kaç kişinin arasındaydı benim oğlum.Üstün yetenekli çocukların arandığı bir sınava girdi.Sınavı kazanır mı bilmiyorum ama oğlumun geleceğinin çok parlak olduğunu düşünüyorum(öğretmenimiz de aynen öyle dedi).Bundan sonrası zaten hep sınav.Allah tüm yavrucuklara zihin açıklığı versin.Hepsine başarılar diliyorum.....

28 Nisan 2011 Perşembe

Hürrem saçı yapalım mı abla ?!?



Hemen hemen her ay dip boyası yaptırıyorum saçlarıma.Son ziyaretimde kuaförüm beni görür görmez sorduğu ilk şey buydu -Hürrem saçı yapalım mı abla(o da işi biliyor :))))).Mümkünse yapmayalım ablacım.Devam edelim aynı renge.
Benim soluk tenime pek yakışmaz turuncu saç, şayet yakışsaydı da istemezdim. Moda olan herşeyi, yakışsa da yakışmasa da kendimizde denemeye bayılıyoruz milletçe.Her yer turuncu kafa.Her yerde Hürrem takıları,Hürrem küpesi,Hürrem yüzüğü.Bir ara Bihterlenmiştik.Şimdi de Hürremlendik.Kus geldi inanın ki.
Tamam hatuna diyeceğim yok.Boy, pos, endam ,güzellik vermiş te vermiş allah, fakat bana artık antipatik gelmeye başladı.
Hürremciler kızmayın ama bu benim kişisel fikrim.
Sülümanı da oldum olası sevemedim.Daha "Bin bir gece"den gıcığım geçmemiş anlaşılan.Lafın kısası ben Cemileciyim.Canım benim ne kadar da zor günler geçiriyorlar ailece bu ara.


Minik öğrencilerden örnek yardım desteği(yani benim oğlumun sınıfı)


Canım oğlum ve sınıf arkadaşları örnek olacak bir davranışta bulundular.Haberin detayları alttaki yazıda.Sizi tebrik ediyorum tatlı kurabiyeler .Hep böyle duyarlı olun,hep böyle göğsümüzü kabartın.Sizinle gurur duyuyoruz...
KARA MEHMET İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRENCİLERİ, BİRİKTİRDİKLERİ HARÇLIKLARI,BESAŞ’IN EKMEK SEPETİ KAMPANYASINA VEREREK, DUYARLILIK ÖRNEĞİ SERGİLEDİLER.
BURSA –BESAŞ’ın ‘Ekmek Sepeti ile Ekmeğimizi Paylaşalım’ kampanyasına harçlıklarını biriktirerek destek olan Kara Mehmet İlköğretim Okulu öğrencileri, duyarlılıklarıyla büyüklere örnek oldu.
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinden BESAŞ’ın önemli projelerinden biri olan ‘Ekmek Sepeti ile Ekmeğimizi Paylaşalım’ kampanyasına bir destek de çocuklardan geldi. Karamehmet İlköğretim Okulu 2-a sınıfı öğrencileri ihtiyaç sahibi vatandaşlara yardım etmek için ekmek sepeti kampanyasına bağışta bulundu. Harçlıklarını birleştiren öğrencilere, sınıf öğretmenleri Fatma Yeşil de destek vererek, paranın eksik kalan kısmını tamamladı. Kampanyaya katılarak ihtiyaç sahibi vatandaşlara yardım etmenin mutluluğunu yaşayan öğrenciler, duyarlılıkları sebebiyle Büyükşehir Belediyesi ve BESAŞ tarafından ödüllendirildi.
Kampanya hakkında öğrencilere detaylı bilgiler veren Aydoğan, “Kampanya çerçevesinde yoksul vatandaşlara 30 adet kupondan oluşan bir koçan veriliyor ve ihtiyaç sahibi vatandaşlar her 1 kupon ile BESAŞ bayilerinden 4 ekmek alabiliyorlar. Bu sayede dar gelirli vatandaşlarımız kaliteli ve sağlıklı ekmek yiyerek, istedikleri BESAŞ bayilerinden de ekmek ihtilaçlarını karşılayabiliyorlar” dedi.
Öğrencilere kampanyaya katkılarından dolayı teşekkür eden BESAŞ Genel Müdür Yardımcısı Can Aydoğan, çocukların içtenlikle kendi istekleriyle yaptıkları yardımlardan BESAŞ olarak onur duyduklarını söyledi. Çocukların toplumsal yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneğini sergilediklerini de ifade eden Aydoğan, toplumun tüm kesimlerinden aynı duyarlılığı beklediklerini vurguladı. Aydoğan, 2-a sınıf öğretmeni Fatma Yeşil’e örnek davranışlarından dolayı plaket verdi. Yeşil de Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye, sosyal projelere verdiği destekten dolayı teşekkür etti.
Kara Mehmet İlköğretim Okulu Müdür yardımcıları Ulaş Koçak ve Ali Kuzu’ya da desteklerinden dolayı teşekkür eden Aydoğan, öğrencilere Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin gönderdiği Bursaspor formalarını hediye etti.
Yardımlar gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşacak
Kampanya kapsamında BESAŞ tarafından ‘ekmek sepeti’ adı verilen bir havuz oluşturuldu. Hayırseverler ekmek sepetine yardımda bulundukça sepette ekmek birikiyor ve bu biriken ekmekler Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı’nın belirlediği ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırılıyor. Hayırseverler kampanyaya katılıp kendi istedikleri kişilere yardımda bulunmayı talep ederlerse de, ekmek kuponları bağışı yapan kişilere teslim ediliyor. Kampanyayawww.besasekmek.com.tr internet sitesi üzerinden kredi kartıyla ödeme yaparak katılma imkanı da sağlayan BESAŞ, yapılan ödeme sonucunda fatura ve ekmek kuponlarını vatandaşların belirtmiş oldukları adrese kargo ile gönderiyor. Kampanyaya katılmak isteyen vatandaşlar BESAŞ’ın 444 44 11 numaralı hizmet hattında veya ‘www.besasekmek.com.tr’ adresli internet sitesinden detaylı bilgi alabilirler.

27 Nisan 2011 Çarşamba

Yasmin Levy- Bursa konseri ve yaşanan rezalet

Haftalarca beklediğim konser dün akşam gerçekleşti.Bilet bulamamışken son anda gazeteci arkadaşımın sayesinde protokol bölümünden izleme fırsatı buldum.Çok güzel başladı, herşey muhteşemdi.Yasmin bir harikaydı.Sesi,sahnede duruşu, kendisi,doğurmak üzere olduğu bebeği ve kocaman karnıyla o kadar sevimliydi ki anlatamam.Keşke sonuna kadar hep böyle sürseydi.
Konserin ortasında çok sevimsiz şeyler yaşandı.Birden tavan dökülmeye başladı.Korkunç bir panik yaşandı.Herkes ayaklandı.Birbirimizi resmen ezdik.Bağrışlar ,çağrışlar.Sabote ihtimali çok yüksek( birileri çatıda yaramazlık yapmış ).Söylentilere göre ,bina eski olduğu için tavanlar çökmüş(ya da Yasminin güçlü sesine dayanamadı) Şaka bir yana orda gerçekten çok kötü şeyler yaşanabilirdi.Sesim kısık şu anda, öyle bir stres yaşamışım ki.Soruyorum yetkili kişilere-orda niye hiç güvenlik yoktu.Niye bir ambulans yoktu(yaralı varmış).Belediye niye böyle dandik bir yeri seçmiş(Fethiye kültür merkezi).Bu mudur.Rezilliğin daniskasıydı.O kadar üzgünüm ki.Yasmin Levi yinede incelik gösterip yeni CD'sini imzalamış.Kırgın olmadığını ,sadece üzgün olduğunu söylemiş.Müzik evrenseldir.Güzel olan herşey alkışlanmalıdır.İster siyah ister beyaz olsun.Artık bunu öğren insan oğlu.Hepimiz eşitiz.Bırakın şu ırk,din,mezhep ve her neyse kavgalarını....
Yasmin Levi lütfen yine gel !!!Bu sefer açık hava tiyatrosu olsun lütfen !!!

24 Şubat 2011 Perşembe

Anne, babaannem ne zaman dönecek ????

Uçurtma selam söyle babaannemize !!!

Kocaman gözlerini açmış,cevaplamaya korktuğum soruyu soruyor ansızın:" Anne, babaannem ne zaman dönecek ???Neden geri gelmiyor.Bizi hiç özlemedi mi.Ben onu çok özledim ama.Neden, neden gelmiyor.Telefonla da aramıyor.Çok mu uzak anne gittiği yer.Oraya tren gitmiyor mu ?
Susuyorum ,beş yaşında ki küçücük bir çocuğa nasıl anlatsam ki-ölümü.Evet gitti annem ,gitti ve gelmiycek diyemiyorum.Belki bir gün döner,ya da biz gideriz görmeye diyorum.Kafası karışıyor.Yine de memnun değil söylediklerimden.Özlemiş belli,küçücük yüreğinde ne fırtınalar kopuyordur ,bilmiyorum ki.
Zor , çok zor anlatmak.Keşke anlatabilsem.Büyüyünce anlarsın bitanem.
Zamanla azalırmış tüm acılar.İnsan yakın birini kaybedince,bedeninde binlerce mum alev alırmış.Bedenini yakan sadece ateş değilmiş ,ateşle birlikte eriyen mumlarda insanın canını yakarmış.Zamanla mumlar tek tek sönermiş.Yalnızca bitanesi hiç sönmezmiş,sonsuza kadar orda kalırmış.Yani içimizde bir yerlerde, ufak ta olsa bu sızı asla bedenimizi terketmiycek..

18 Şubat 2011 Cuma

Aşk tesadüfleri sever


Tek kelimeyle harika.Epeydir bu kadar güzel bir türk filmi seyretmemiştim.Her şey mükemmel kıvamdaydı.Oyuncular,sahneler,kostümler .Hele müzikler süper .İtiraf ediyorum epey gözyaşı da döktüm.Uzun zamandır yapmadığım şey.İyi de geldi doğrusu.Seyretmeyen kaldıysa kaçırmasın.
Son dönemlerde çekilem tüm türk filmleri gerçekten övgüye değer.Hiç aratmıyorlar yabancı sinemayı.Emeği geçen herkesi,içtenlikle tebrik ediyorum .



14 Ocak 2011 Cuma

"Firarperest" ve "Ye dua et sev"



Son okuduğum kitaplar-Elif Şafak "Firarperest" ve "Ye dua et sev"Elizabeth Gilbert."Firarperest'i" çok sevdim.Minik hikayelerden oluşuyor.Hepsi içtenlikle, samimiyetle yazılmış.Hayattan, bizden,ordan,burdan herşeye değinmiş.Bir solukta okunası bir kitap.
Dünyada 8 milyon üzerinde satış yapmış olsada ben "Ye dua et sev" kitabından çok hoşlanmadım. Aman allahım diyemedim yani.Nedense herkesin bayıldığı kitaplara ben neden bayılmıyorum anlamıyorum ." Issız adam"a da bayılmamıştım mesela..Kesin bende bişey var.
Bu arada önceki postlarımdan birinde" Yeminli bakire "(Ferihan Atasoy) kitabından bahsetmiştim.O zaman okumamıştım.Şimdi okudum ve bayıldım.Harika bir hikaye.Gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.

Bu "Firarperest" kitabından bir paragraf ,çok hoşuma gitti .Emek,emek,emek.... başarının sırrı budur.Herşey emek ister,aşk ta ,iş te .Herşey...

12 Ocak 2011 Çarşamba

Güzel bir kız alıp evlenecekmiş.....


Ne farkeder beş yaşında olması ki.Evlenmek istiyor.Hem de güzel bir kızla.Saçı uzun olacak ,gözü yeşil,adı Aslı( "Kavak yelleri"in Aslısı galiba bu).Olur oğlum olur.Aslında benle evlenecekmiş(çok aşığız birbirimize bu arada) ama ben kocamın karısıymışım,olmazmış.Hem çocukları olacakmış.Biri erkek,biri kız(ben kızları çok seviyormuşum ya,kızım yokmuş ya).Bak nasıl da düşünüyor babaanneyi ,yani beni.Hem torunlarıma krep yapıcakmışım,onlarda karısıyla sinemaya gideçeklermiş ,torunumu bana bırakıp ta.Vay be, 5 yaşındakilerin hayallerine bak.Sen hele bir büyü, oku,evlenirsin bebeğim.Ama yok bu ara evliliğe takıntılıyız.Aşkla yatıyoruz,aşkla kalkıyoruz.Ne yapsın bebeğim dizilerde öyle aşk fırtınaları kopuyor ki...Bir de akşam bizi hüngür hüngür ağlatan Osmancık yok mu....
Sen takılma şimdiden bu işlere böcikom,bak legolarla ne güzel şeylar yapıyorsun....

22 Aralık 2010 Çarşamba

Kadın bunalınca ne yapar ????



Önce soluğu kuaförde alır.Saçını kestirir.Yetmez,bir de boyatır.Kaşına maşına şekil verdirir.Bu da yetmez. Çarşamba pazarına gider.Her tezgahı eşeler.Sonunda onu mutlu edecek bir iki bişey bulur.
Hiç düşünmeden alır.Son durak sevdiği kafe.Kendine en sevdiği şeyi ısmarlar - frambuazlı cheesecake(rejimde olmasına rağmen).Sonra mı?!? Kocaman bir gülümseme.
Mutlu olmak ne kadar da kolaymış :)))))))))))


13 Aralık 2010 Pazartesi

"Yeminli bakire" - FERİHAN ATASOY

Bu çok sevdiğim Ferihan ablacığımın ( benim çocukluk arkadaşımın annesi) yeni kitabı.Konu da başlığı kadar çok ilginç.
Olay Arnavutluk ta yaşanan(gerçek bir olaydır) , 500 yıllık bir geleneği anlatıyor.Eğer bir ailenin reisi ,yani babası vefat ederse ve ailesinde onun yerine geçecek bir erkek çocuk yoksa, yaşça en büyük olan kız çocuğu bu görevi almakla hükümlüdür.Bir heyet önünde yemin ettikten sonra ,bundan sonra ki hayatına bir erkek gibi yaşamaya başlıyor.Erkek gibi giyiniyor,erkek gibi konuşuyor.Yani erkeklere has herşeyi yapıyor.Ayrıca evlennmesi yasak,çocuk doğurması yasak.Üstelik bu kurallara uyulmadığı taktirde ağır bir şekilde cezalandırılır.Kitapta olaylar bunun üzerine kurgulu.Çok ilginç bir konu.Henüz kitabı okumadım .Bu bilgileri Haber Türk'teki Balçiçek İlterin Ferihan Atasoyla yaptığı söyleyişinden aldım.Bu tür kitapları okumayı çok seviyorum.Belki sizin de ilginizi çeker diye paylaşmak istedim.

Yolun açık olsun Ferihan ablacığım!!!

6 Aralık 2010 Pazartesi

Pavlovun köpeğine döndüm



Rus bilim adamı Pavlovu bilmeyen yoktur(BURDA).Daha doğrusu köpeklerle yaptığı deneyleri herkes anımsıyordur.Köpekçiğe et verilmeden önce zil çalıyor.Her zil çaldığında et yiyeceğini bilen köpek, salya salgılamaya başlıyor.Bunun adı da şartlandırılmış refleks.
Şimdi benim yaşadıklarımla ne alaka demeyen .Ben yaklaşık iki buçuk aydır doktor kontrolü altında kilo veriyorum.Bir çok şeyim kısıtlanmış durumda,yada tamamen kaldırılmış.İster istemez her insan gibi yasak olan herşeye ilgi duyuyorum.Özellikle yasağın adı çikolata olunca akan sular duruyor,çünkü çook seviyorum kendilerini.Tam bir çikolata bağımlısıyım.
Markete her girdiğimde Pavlovun köpeğine dönüşüyorum.Çikolata reyonuna yaklaşmadan önce başlıyorum yalanmaya ve bu her seferinde aynı.Yalnız eskisinden tek fark, ordan transit geçiyorum.
İyiki evde çikolata seven iki minik adam var.En azından kaçamak yapmaya fırsatım oluyor.
Herşeye rağmen pes etmiycam.Çok güzel kilo verdim ve vermeye devam edeceğim,taa ki istediğim kiloya gelene kadar.Varsın yasak olsun.Sağlıklı beslenmeyi artık bırakmıycam,daha sağlıklı bir gelecek için bu şart.

Herkese çikolata tadında bir hafta diliyorum!!!

1 Aralık 2010 Çarşamba

Anne beni seviyorsan ne yapman gerekiyor biliyormusun ???




Bu ara küçük kurabiyemin en çok kullandığı cümlelerden biri."anne beni seviyorsan ne yapman gerekiyor biliyormusun??".
O da farkında sevginin insana herşeyi yaptırabileceğini.O da biliyor insan sevince asla hayır diyemeyeceğini,dağları bile delebileceğini.
Sevgi,annelikle birlikte başka bir boyuta geçiyor.Kayıtsız ,şartsız,tertemiz seviyor insan yavrusunu.Üstelik bir karşılık beklemeden.Gariptir anne sevgisi.Yavrunuz dünyanın en kötüsü de olsa ,affedilmiycek hatalar da yapsa yine seviyor yavrusunu analar.Hiç büyümüyorlar üstelik.Hep bizim minik kuzularımız onlar.Bir türlü gözümüzde büyütemiyoruz.Hep acaba karnı tok mu,üşüyor mu,mutlu mu ,mutsuz mu,şöyle mi ,böyle mi sorular çıkmaz aklımızdan.Bir koruyucu melek gibi kanatlarımızı açıp sarmalarız onları,veee bu hiç değişmiyor 50 yaşına gelseler de.Böyledir annelik işte.Giymezsin giydirirsin,yemezsin yedirirsin,içmezsin içirirsin,gitmezsin götürürsün.Tüm bunları yaparken de mutluluğun en büyünü yaşarız.Onların bir gülüşü ömre bedel.Hep gülsün yavrularımız,hiç gölge düşmesin yüzlerine...
İyi ki anneyim :))))))))))

18 Kasım 2010 Perşembe

Kırk'a iki kala



Daha umutlu.
Daha sakin.
Daha sabırlı.
Daha çalışkan.
Daha mutlu.
Daha umursamaz.
Daha eğlenceli.
Daha güçlü.
Daha bilgili.
Daha yalnız.

İyi ki anneciğim beni doğurmuş !!!

26 Ekim 2010 Salı

Rejim listesinin devamı....(3. ve 4. hafta)


Rejime tam gaz devam ediyorum.Bu da 3. ve 4. haftanın listesi.Bugün doktorum bana kocaman yıldız verdi.Cici kız olup kilolarımı verdiğim için :)))))

Sabah:9:30
1 dilim ekmek(tercihen tam buğday ekmeği)
1 dilim beyaz peynir
közlenmiş kırmızı biber
domates,salatalık,maydanoz
şekersiz yeşil çay

1. ara: 10:30 1 su bardağı yarım yağlı süt

Öğlen yemeği: 5 kaşık kıymalı sebze yemeği,az yağlı salata,1 kepçe çorba veya 1 kepçe bakliyat+ az yağlı salata

2. ara: 15:001/2 paket eti form+ yeşil çay

3. ara: 17:00 1 armut , 3 erik , 10 üzüm ,1 incir,1 elma,2 mandalina ,1/2 nar,1 kivi (bunlardan biri)
akşam yemeği: 19:00
5 kaşık sebze yemeği ,az yağlı salata,1 kepçe çorba veya 1 kepçe bakliyat,az yağlı salata

4. ara: 21:00 üstteki meyve listesinin aynısından 1 adet...

Her zamanki gibi yaklaşık 2,5 litre su ve 3 gün tempolu yürüyüş ile destek edilir.....

21 Ekim 2010 Perşembe

Para verince oluyormuş :))))


Bir önceki yazımda rejimde olduğumu söylemiştim.Aylarca kendi irademle kilo vermeye çalışıyordum .Maalesef sonuç başarısızdı.Artık anladım ki ben para verince zayıflayabiliyorum.
Şimdilik çok iyi gidiyor.Dört haftada 5 kilo verdim.Yaklaşık 10 kilo daha vereceğim ve sanırım bundan sonra yemek şeklimi tamamen değiştireceğim.

İlk iki haftanın yemek listesi
(Bedenimde ki yağa oranına göre hazırlandı,tamamen kişiye özeldir.)

Sabah kahvaltısı:9.00
2 dilim ekmek(tercihim tam buğday ekmeği)
1 dilim beyaz peynir
3 zeytin
domates, salatalık,maydanoz
şekersiz yeşil çay

1. ara:10.30
1 bardak yarım yağlı süt

Öğlen yemeği: 12.30
6 yemek kaşığı sebze yemeği
az yağlı salata(ben yağsız yedim)
1 kepçe çorba
1 dilim ekmek

2. ara: 15.00
1/2 paket etiform+ 1/2 kase kaymaksız yoğurt

3. ara:17.00
1 armut/3 erik/ 10 üzüm tanesi/1 incir/ 1 şeftali/ 1 elma/1 kivi( bunlardan sadece bitanesi)

Akşam yemeği: 19.00
ızgara balık(2 kez haftada)
tavuk(ızgara yada yağsız tavada(1 but veya bir dilim)
az yağlı salata

Son ara: 21.00
1 meyve(üsttekilerden 1 tane)

Gün boyu 2-2,5 litre su tüketilecek ve haftada 3 gün tempolu yürüyüş yapılacak.
Bölgesel yağlanmanız varsa deneye bilirsiniz.Benim göbek ve bel bölgem biraz fazlaydı.Ayrıca rejime başlamadan bir takım tahliller yapıldı.Kolesterol,şeker,hormonlarıma,tiroyitlerime falan bakıldı.Bir sorun olmadığı için bu listeyi uyguladım.Bence diyete başlamadan önce kesinlikle uzmana danışmalı.

2. haftanın listesi yarın :))))

23 Eylül 2010 Perşembe

Artık gözlüklüyüz :(((


Nasıl da hızlı yaşanıyor herşey bu ara.Hep yazıyorum, kaçıyorum modundayım.Okul telaşı ,sipariş telaşı derken.Vakit bulamaz oldun bir çok şeye.Dün oğluşuma gözlük verdi doktor.Çook üzüldük, çok ağladık ama nafile.Oğlum miyop ve maalesef uzun süre gözlük takıcak.Bunu duyar duymaz çok üzüldü.Akşamdan beri dil döküyoruz ,teselli ediyoruz.Neyse ki sınıfta gözlüklü arkadaşlarının sayısı az değil.Alışacak elbette.Alışmak zorunda.Allah daha beter şeyler vermesin.Gözlüklü olsun varsın.Pek ta yakıştı.Modeli kendisi seçti.Umarım kısa zamanda hurdalık olmaz(kesin olacak).
Diyeceğim şu ki bu yaşta göz kontrolünü ihmal etmemek gerekiyor.Bu tür rahatsızlıklar genelde genetik oluyor.Tabii insan evlenirken sorgulamıyor bu tür şeyleri,karpuz değil ki içini göresin,yok yeşil çıktı al başkasını.Dediğim gibi allah dermanı olmayan hastalıklar vermesin.Gerisi kolay...
Ben hep olumsuz bişeyler yaşanınca ,arkasında güzel bişeylerin mücdesi gibi algılıyorum.Tıpkı yağmurdan sonra çıkan güneş gibi.Yarın daha güzel şeylere gebe ,bunu kesinlikle hissediyorum...

20 Eylül 2010 Pazartesi

Düştük yine okul yollarına.....


Veeee işte başladık yine,düştük okul yollarına.Büyüdü benim beyaz bulutum,artık ikinci sınıfta.Büyüdükçe dertleri de büyürmüş,öyle derler bu yollardan geçenler, harbiden de öyleymiş.Daha ilk gün yok ingilizce kursu ,yok matematik kursu.Yandın oğlum,yorucu bir okul yılı olacak.Olsun, benim kuzum gelir üstesinden ,anne baba da destek verince vız gelir bize okul...
Okula başlayan bütün yavrucuklara başarılar dilerim Hele 1. sınıfa başlayanlar ,nasıl da heyecanlı,gerçi bizde bir haftadır yeni çantamızı indirmedik sırtımızdan....
İnşallah herkes için güzel bir okul yılı olur.Okusunlar ,adam olsunlar,milletimize vatanımıza hayırlı evlatlar olsunlar.Gölge düşürenlerle mücadele etsinler,hep ATAMIZIN peşinden yürüsünler....


15 Eylül 2010 Çarşamba

Yorgun ama mutlu :)))


Yorgun ,çünkü 3 günden beri çoook çalışıyor.Yetiştirmesi gereken bir yığın siparişi var.Mutluluğa gelince artık devamlı bir işi var.Yaptıkları satılacak bir yerlerde :))) Harika bir duygu.Şimdi daha çok çalışmalı,daha çok üretmeli.Kim bilir belki bir gün hayal ettiği minicik dükkanını da açar.Kısmet belli mi olur....
Attım dileğimi evrene, şimdi çalışıp, beklemek gerek.

Herkese bol kazançlı ,sıcacık mutlu günler olsun.Ben bu kış çoook çalışıcam çoook...

27 Ağustos 2010 Cuma

8 yaşındaysanız hayat çoook güzel....


Cedric uzun zamandır bunu söyliyor.Şimdi benim oğlum da 8 yaşında ve o da hayat çok güzel diyor.
Artık aynanın önünde daha çok vakit geçiriyor.Saçlar dışarı çıkarken jöleleniyor,hatta stil taranıyor(şekilde de görüldüğü gibi).Giysiler özenle seçiliyor.Yeni yeni tercihler yapılıyor.Konuşma stilimiz değişiyor.Koltuk altına ve tatlı gıdışa parfümler sürülüyor.Kızların yanında yanaklar al al oluyor.Facebook'u olsun istiyor."Baba benim ne zaman cep telefonum olacak" sorusu sık sık gündeme geliyor.Anneyle ufak çaplı çatışmalar çoktan başlamış bulunuyor.İşte böyle ,8 yaşındaysanız (ve aşıksanız) hayat gerçekten güzel......
Bu çocuklar ne kadar hızlı büyüyor.Hep gül beyaz bulutum.Hiç gölge düşmesin yüzüne....
Seni çooook seviyorum !!!!