10 Temmuz 2009 Cuma

"Yüzyılın aşkları"(Can Dündar) ve "Sevgi fırtınası"

" Uygarlık tarihi biraz da aşkların tarihidir.Bu kitapta geçtiğimiz asra damgasını vuran aşk hikayeleri var.Kimi meşhur olmuş,kimi unutulmuş,kimi efsanevi,kimi berduş aşklar bunlar...
Mustafa Kemal Atatürk ve Latife Hanım'dan,Enver Paşa ve Naciye Sultan'a,Adnan Menderes ve Ayhan Aydan'dan,Nazım'la Piraye'ye,BedriRahmi-Eren Eyuboğlu'dan,Yüksel Menderes ve İpek Kramer'e,Yılmaz -Fatoş Güney'den,Yıldız Kenter ve Şükran Güngör'e,Melih Kibar ve Çiğdem Talu'dan,Selahattin Pınar'la Afife Jale'ye..."
Bir solukta okunacak harika bir kitap.Benim elime yeni geçti,belki bir çoğunuz okumuşunuzdur.Okumayanlar için kesinlikle tavsiye edilir..
.

Gelelim filmimize-"Sevgi fırtınası"("Nights in Rodanthe").Kesinlikle göz yaşlarınızı tutamayacaksınız.Bu ikili daha önce de bir araya gelmişlerdi.Richard Gere'e zaten söyleyecek söz bulamıyorum.Bu kır saçlı adamı seviyorum.Diana Lane de çok başarılı.İzlemeyen varsa tavsiye ederim...
.
SICAKLARA İNAT,HERKESE ŞAPŞAHANE BİR HAFTASONU DİLİYORUM !!!

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Anne artiz olmak istiyormusun ???



-Anne artiz olmak istiyormusun???
-Nasıl yani?
-İşte dizidekiler gibi.Ben film çekicem ve seni o filmde oynatıcam.Sonra da artiz olacaksın.Çok para kazanacaksın.
-Hımmm,peki hangi rolde oyniycam?
-Ben sana buldum uygun rol anne.Aşçı rolünde oyniycaksın.
-Ama ben zaten hergün bu rolü oynuyorum.
-İşte o yüzden anne.Çok güzel oynarsın.Ünlü olursun.
-Tamam tamam kabul ediyorum.Ne zaman çekicez bu filmi ?
-Yarın çekiyoruz.Cuma günü de sezon finalini çekicez.Tamam mı ?
Efe bu ara film çekme işine takmış durumda.Bütün gün kafasında bir takım senaryolar yazıyor.Makinayı video moduna getirip mini diziler çekiyor.Sonunda annesini de artiz yapmaya karar verdi.Hayırlısı.Yakında aşcı rolünde azcık çilli ,boyu çok uzun olamayan,saçları omuzunda bir bayan görürseniz bilin ki o benim.Çekince söz buraya koyacağım.Şimdilik Türkan Şorayla idare edin.Ne güzel kadın yaaa...

Güzel bir hafta sizin olsun !!!
.

30 Haziran 2009 Salı

KEŞKE...


Keşke çok sabırlı olabilsem.
Dünya bile batsa umrumda olmasa.
Herşey için telaş yapmasam.
Her olumsuzluğu doğal karşılasam.
Hiç üzülmesem sudan sebeplere.
Üzülünce başkalarını da üzmesem.
Gamsız ve daha az duygusal olsam.
Olur olmaz şeylere gözyaşı dökmesem.
Başkaları gibi büyük burunlu olsam.
Hep alttan almasam.
O zaman ben ben olurmuydum ?!?
Varsın kırılayım.
Varsın hep alttan alayım.
Varsın sebepsiz yere telaş yapayım.
Varsın dünyayı ben yarattım diyenlere
sırf onlar kırılmasın diye,
öyle olduğunu düşünmelerine izin vereyim.
Ben böyleyim.
Olduğum gibi işte...

13 Haziran 2009 Cumartesi

Büyüyorsun oğlum

( EFE 1 yaşında)

Büyüyorsun oğlum,hemde inanılmaz hızlı bir şekilde.Bu sene birinci sınıfa başlayacaksın.Artık herşeyin farkındasın.İki haftadır kendi banyonu kendin yapıyorsun.Bir yerin acıyınca(eskiden uf olunca) artık öpücüklerim o acıyı dindirmiyor.Yalan söyleyince de burnunun uzamayacağını biliyorsun.Devlere ve canavarlara sadece masallarda karşılaşabileceğini biliyorsun.İnsanların kahramanlar gibi asla uçamayacağını ve süper güçlere sahip olamayacaklarını biliyorsun.Harika resimler yapıyorsun,inanılmaz bir hayal gücün var,bilgisayarı benden daha iyi kullanıyorsun.Giyeceğin kıyafetleri artık kendin seçiyorsun.Aynaya daha çok bakar oldun.Dostluğa önem veriyorsun.Arkadaşlarını sevip kolluyorsun.Odanı ,hatta yatağını topluyorsun.Sık sık aşık oluyorsun.Daha hassas ,daha duyarlı daha dikkatlisin.Bunların hepsi senin büyüdüğünü gösteriyor oğlum.Sen büyürken keyifleniyor ve gururlanıyorum.Yolun aydın olsun bitanem,hep iyi insanlarla karşılaş,siyaha dokunmadan,sağlık ve huzur içinde büyü !!!

5 Haziran 2009 Cuma

Çorap kabusum


İki çocuğum olduğu için nerdeyse her gün çamaşır yıkıyorum.Çamaşır sepetim hep dolu oluyor.Bir gün yıkamasam ertesi gün muhakkak iki makina yıkarım.Yıkamak sorun değil de en büyük kabus onları asmak,sonra toplamak en son da ütülemek.Bu kabuslara bir de çorap kabusu eşlik ediyor.

Hepiniz biliyorsunuz, evde üç tane adamım var.Büyük adam,ortanca adam ve küçük adam.Bu üç adamımın ikişer ayağı var.Toplam etti altı ayak.Şimdi gelelim esas konuya.Bu üç adam yaz- kış çorap giyiyor.Büyük adam her gün bir çift giyiyor.Ortanca ve küçük adam yaklaşık üçer defa çorap değiştiriyor.Etti mi 14 adet.Bunu çarpın yedi ile.Ne oldu 98.Vay be .
Biraz önce çamaşır astım.Bir kaç günün çamaşırıydı.En az 30 çorap asmışımdır.
Canım adamlarım yoruldum yahu.Bir de şu canım çoraplarınızı kapının arkasına,yatağınızın dibine veya sepetin yanına atmasanız olmaz mı?!?


Herkese huzur ve neşe ile dolu bir haftasonu diliyorum !!!

29 Nisan 2009 Çarşamba

Diş perisi hayalleri esiyor evde bu ara



Bizim büyük oğlan günlerdir dişle yatıyor dişle kalkıyor.Yok efendim arkadaşlarının süt dişleri çoktan dökülmüş.Onunkiler neden sallanmıyormuş.O adam olamıycakmıymış.Hani sünnet olunca adam oluyordunuz diyince de ,yeni dişlerimiz çıkınca da büyüyüp adam olunuyormuş anne diyor.Neyse ki adam olmamıza az kaldı.Alt iki dişimizin sallandığını farkettik dün.Aman ne sevindi,görmeliydiniz.Delirdi,mest oldu.Bir de diş perisi çıktı tabii.Dişimizi çektikten sonra yastığımızın altına koyacakmışız.Sonra diş perisi dişimini alıp ona istediği hediyeyi getirecekmiş.Hediye listemiz de hazır.Bakalım peri bize ne getirecek.Geçenlerde bende bir dişimi kaybettim ama diş perisi nedense bana uğramadı ?!?


10 Nisan 2009 Cuma

30 dakikada -15 soru


Okuldan eve dönüşümüz 30 dakika sürüyor.Bu soruların hepsi eve gelene kadar sorulup cevaplandı.Servisi bırakmasaymıydık?!? Buyurun ,sorularımız !!!
  1. Solucanlar ne zaman çıkar anne?
  2. Neden burda hortum olmuyor?
  3. Cennete kim gider? Ben giderim dimi?
  4. Ben ne zaman mezun olucam?
  5. Karnına bomba saklayıp hamileymiş gibi yapan kötü kadınlar varmış anneeee?
  6. Çimlere basarsam ölürler mi?
  7. Anne cumaya kaç gün kaldı(sebep"Adanalı" dizisi)
  8. Anne bilgisayar cezam ne zaman bitiyor?
  9. Anne bugün iyi çocuktum,bilgisayarda oynatcan mı?
  10. Anne saat kaç? Keloğlan başladı mı acaba?
  11. Anne ıslık çalabiliyormusun?Bana da öğretsene?
  12. Bana" BEN 10"alırmısın ama 4 kollusundan?
  13. Anne şu karıncalara bakalım mı?
  14. Anne hadi uçak olalım.Kollarını aç.İşte böyle.Anne rüzgarda uçak düşer mi?(uçak oluyorum.Kesin bu kadın deli mi ne diyenler vardır )
  15. Anne bana şeker alsana ?

7 Nisan 2009 Salı

3 Nisan 2009 Cuma

Amigurumi Sünger Bob ve Padrik


Son ördüğüm oyuncaklar...

Efe ile ilginç bir diyalog


Efe: Anne artık çiçekleri koparmıycam,üzgünüm ama senin için çiçek toplayamıycam artık.
Ben:Neden annecim?!? Bişey mi yaptım?!?
Efe: Hayır yapmadın,dinle şimdi anlatıyorum.Biz çiçekleri koparıyoruz ya ,peki hiç düşündün mü arılar nereye konacak.Eğer konacak çiçek bulamazlarsa bal yapamazlar anne.Bu doğaya aykırı.Hem biliyormusun arılar yok olursa dünyanın sonu gelir(aynen aktarıyorum).
Ben:Peki sen nerden biliyorsun dünyanın sonu geleceğini?
Efe:Duydum işte sorma.Bundan sonra sana çiçekçiden çiçek alıcam.
Ben:Peki bebeğim sen anneye bir öpücük ver yeter.
Efe: Anne dışarda öpme ,bebekmiyim ben.
Herkese çiçekli bir haftasonu diliyorum !!!

27 Mart 2009 Cuma

Hayat bir masal


Herkesin hayatı ,tanrının parmaklarıyla yazılmış bir masaldır.

H.C.ANDERSEN

Bu sözleri ilk okuduğumda küçük bir kız çocuğuydum.Okuduğum masal kitabının baş sayfasında yazıyordu.Öyle çok hoşuma gitti ki bu yaşıma kadar unutmadım.Hayatı hep bir masal, ben de o masalın kahramanı gibi yaşamaya çalışıyorum.Bazen kötü devlerle savaşıyorum,bazen kötü kalpli cadının bana kurduğu tuzaklarla uğraşıyorum,bazen perilerin benim için hazırladıkları küçük mutluluklarla seviniyorum.Bazen bir prensese dönüşüyorum,bazen ormanda iki cücemle mutlu mesut oynuyorum...
Hayat her zaman güzel ve özel şeyler sunmaya bilir bize ama onu bir masal gibi yaşarsak herşeyin üstesinden gelebileceğimizi biliyorum,çünkü masallar hep mutlu sonla biter.
Masal tadında güzel bir haftasonu diliyorum herkese !!!

25 Mart 2009 Çarşamba

Gökkuşağı ve Efenin en mutlu anı


Efe günlerdir her sabah uyanır uyanmaz cama yapışıyor.Ne yapıyorsun sorduğumda ,bana çok ilginç bir cevap verdi."Gökkuşağı çıktı mı diye bakıyorum"dedi,"fakat bunun için önce yağmur sonra da güneş çıkması gerekiyor" diye ekledi.Günlerdir beklemesine rağmen bir türlü gökkuşağı çıkmadı.Fakat bugün nihayet şeytanın bacağını kırdık.Efenin okuldan gelmesine yakın hafif yağmur çilemeye başladı.Arkadan da güneş çıktı ve beklenen an geldi.Çok büyük olmasada gökkuşağı vardı gökte.Servisten iner inmez gökyüzüne bakmasını söyledim.Sevinçten çıldırdı.Canım oğlum ne kadar masumsun.Küçücük şeylerden mutlu oluyorsun.Dilerim hayat boyu böyle küçücük şeylerle mutlu olmayı başarırsın.Eve gelir gelmez işte bu resmi yaptı oğlum.Dişleri olan bir güneş,gökkuşağı,kelebekler,ağaç ve üstünde arı kovanı,evimiz ve arabamız.Yarın da öğretmenine hediye edecekmiş.Canım böceğim benim harika bir resim yapmışsın.Seni çok seviyorum.

19 Mart 2009 Perşembe

Gripten sıkılınca bakın ne yaptık....


Grip adeta bizi bezdirmiş durumda.Büyük kuzu okula gitmeyince evde inanılmaz sıkıldı.Yine onu eğlendirme görevi bana düştü.Kolumu kaldıracak halim yok aslında ama onları mutlu etmek adına herşeyi yapıyorum.İşte bu inekli kravatı yaptık.Detaylı yapılışı öbür tarafta buyurun....
Yazılacak bir sürü bişeyler birikti,kendimi iyi hissedersem bir iki kelam edeceğim.Şimdi kuzuları doyurayım,gelip sizi gezeceğim...

29 Ocak 2009 Perşembe

Annelik başka birşey



Eskiden deselerdi ki aylarca uykusuz kalıcaksın,işi gücü bırakıp evde çocuk bakacaksın ve bunun için ücret almayacak sadece onların sevgisiyle yetineceksin- gerçekten inanmazdım .Anne olunca değişirmiş herşey.Tüm korkular yenilirmiş ve öyle bir güç gelirmiş ki insana,kendisi bile buna inanamazmış.İlk hamile kaldığım zamanlarda hep acabalar vardı kafamın içinde. 
Bakabilecekmiyim,başarabilecekmiyim,doyurabilecekmiyim,üstünü değiştirebilecekmiyim ve buna benzer bin ton soru.İlk doğduğunda bebeğimi inciteceğim diye çok korkmuştum ama çok kısa bir zamanda inanılmaz bir tecrübe sahibi oluyor insan ,daha doğrusu içimizdeki annelik iç güdüsü çıkıyor ortaya ve sanki kırk çocuk büyütmüş gibi oluyoruz.Dün gece bebeğim sabaha kadar uyumadı hem acısı hem de kaşıntısı vardı.Küçücük bir kedi yavrusu gibi sabaha kadar annesinin sıcacık koynunda dönüp durdu.Ona bakmak,sabaha kadar uykusuz kalmak,yaralarını öpmek ve onu koklayıp, ona sarılmak ve tüm bunları yapmaktan memnun olmak - işte annelik budur.Bambaşka bir duygu,bambaşka birşey.İyi ki anneyim....

28 Ocak 2009 Çarşamba

Anne bebek nasıl olur ?!?


Oğlan: Anne bebek nasıl olur?!?
Anne: Hııım bi düşünmem lazım.Önce kadın ve erkek tanışır.Sonra arkadaş olurlar.Sonra birbirine aşık olurlar ve evlenirler.
Oğlan:Senin ve babam gibi mi yani ?
Anne: Evet.Evlendikten bir müddet sonra bebekleri olur.
Oğlan:Ama nasıl olur???
Anne:Kadının içinde bir yumurtası var,babanın da bir tohumu.Bunlar bir araya gelince bebek olur işte.Sonra annenin karnında büyür ve vakti gelince doğar.
Oğlan:Peki tohum nasıl girer yumurtanın içine.
Ben çıkamadım işin içinde.Buyurun siz cevap bulun....
Artık leylek masalı bayatladı,zaten şimdiki çocuklar da bu masala hiç inanmıyor.Ben böyle anlatmaya çalıştım ama bir yere kadar.

25 Ocak 2009 Pazar

Dedeme mektup ...


Sen gideli tam altı yıl oldu dedem.Sensiz kocaman altı yıl.Gittiğin yerde mutlumusun?Burda mevsim kış.Üşüyormusun dedem,kasketini taktın mı,tabakanda tütün var mı?Ah seni ne kadar özledim bir bilsen.En güzel masalları sen anladırdın bize,en çok harçlık sen verirdin,hep cana yakın güler yüzlü dedem,benim en iyi dostum ,sırtaşım dedem,bizi hep sevgiyle kucaklayan kocababam yani" kocupkam"benim...
Kalbimin en derin yerinde sen varsın.Özlemim sana kavuşuncaya kadar bitmeyecek dedem.Beni görüyormusun,duyuyormusun ?
Bak "ak kızın pak kızın" bana hep öyle derdin ya,seni çok özledi.Biricik güzel dedem rahat uyu sen .Birgün elbet kavuşacağız.
Mekanın cennet olsun !!!

Ak kızın pak kızın...

24 Ocak 2009 Cumartesi

İlk karne heyecanı


Minik bir gösteriden sonra ilk karnemizi de almış olduk.Bir tesadüf eseri karnemizi en son aldık.Bebeğim de karne alamiycak diye çok üzüldü hatta epey göz yaşı döktü.Kızlardan biri yaramazlara karne yok demiş,bizim ki de inanmış(yaramaz ya).Resimde de görüldüğü gibi çok mutsuz.Öğretmeni teselli etmek için epey uğraştı.Biraz tatsız bir karne anısı olsa da oğlum için duyduklarım beni çok mutlu etti.Böylelikle karne maceramız da sona erdi.Gece de epey harçlık topladık.

14 Ocak 2009 Çarşamba

Uykudan önce küçük bir dua


Yattım sağıma,
döndüm soluma.
Melekler gelsin yanıma.
Taş gibi yatayım.Kuş gibi kalkayım.
AMİN
Bu duayı kendimi bildim bileli hergece uykuya yatmadan önce söylerim. Rahmetli dedecim bana daha çok küçük bir çocukken öğretmişti.Şimdi benim çocuklarım söylüyor,hemde her gece.Tek bir farkla aminden sonra Berke alkış deyip el çırpıyor.Melekler yavrularımızı her gece korusun.

Galiba suçiçeği olduk :-((



Düm Efe okuldan halsiz,yorgun ve şiddetli bir baş ağrısıyla döndü.Her zaman kurt gibi acıkan oğlum yemeye dokunmadı bile.Gözünün altında sivilce şeklinde bir kabarcık vardı.Hemen vicüdunu kontrol ettim ve ayağında da buna benzer bir sivilce buldum.İlk şüphelendiğim şey tabii ki suçiçeği oldu.Sabah uyandığımızda göbeğimizde ,kolumuzda ve yüzümüzde birer tane daha buldum.Hemen doktora danıştık, suçiçeği olma ihtimali varmış.Akşama babamız gelince Efeyi doktora götüreceğiz.O zaman kesinleşir.İşin en üzücü kısmı bulaşıcı olduğu için büyük ihtimalle Bero'ya da bulaşacak.Daha da kötüsü babamız çocukken suçiçeği olmamış.İstermisiniz üç adamım da suçiçeği olsun.Allahım yalvarırım olmasın böyle birşey.Zira ben şu üç adamın kaprisleriyle nasıl baş ederim .

7 Ocak 2009 Çarşamba

Anne bana bir masal anlat !!!

"AYI VE ODUNCU"


Bir varmış,bir yokmuş uzak bir diyarlarda fakir bir oduncu yaşarmış.Oduncunun tek geçim kaynağı ormandan kesip sattığı odunlarmış.Yaz kış demeden her gün ormana gidermiş.Günün birinde karşısına kocaman bir ayı çıkmış.Adam öyle çok korkmuş ki durduğu yerde kala kalmış.Çok korttuğunu gören ayı hemen oduncuyu sakinleştirmeye çalışmış.Ondan korkmaması gerektiğini ve arkadaş olmak istediğini söyledikten sonra zavallı oduncu biraz olsun korkusunu yenmeye çalışmış ve çağresiz ayı ile arkadaş olmayı kabul etmiş.Her gün ormanda karşılaşan ayı ve oduncu kısa bir zamanda çok iyi dost olmuşlar.Yine böyle bir günde ormanda oturup sohbet ederken oduncu ayıya şöyle demiş:"Ayı kardeş sana birşey söylemek istiyorum ama sakın bana kızma"."Hele söyle bakalım neymiş" demiş ayı.Oduncu da hemen söylemeye çekindiği şeyi söylemiş:"Ya senin ağzın çok kokuyor ayı kardeş".Ayı hiç birşey demeden ayağa kalkmış yerden baltayı almış ve sakin sakin oduncuya uzatmış."Al şu baltayı vur sırtıma " demiş.Yapma etme derken oduncu çağresiz ayının istediğini yapmış.Ayı yaralandıktan sonra koşar adımlarla ormanın içinde kaybolmuş.Ertesi gün ve sonraki günler ayı bir daha asla oduncunun karşısına çıkmamış.Her gün çağresizce arkadaşını aramaya devam etmiş oduncu ama onu asla bulamamış.Bir gün tüm ümidini kaybetmişken ayı çıka gelmiş."Oduncu hatırlıyormusun yıllar önce sırtıma kocaman bir yara açmıştın.Bak o yara geçti izi bile kalmadı.O gün kalbime de bir yara açmıştın o hiç kapanmadı" demiş.Oduncu yaptığından çok utanmış ve iyi bir dostunu kaybettiği için çok üzülmüş.

Oğlum mesajı aldı sanıyorum.Karşımızda kim olursa olsun, birşey söylemeden önce iki kere düşünmemiz gerek.Kocaman yaralar kapanır ama kırılan küçücük kalplerimizi tamir etmek çok zor,hatta bazen imkansız.

Bu masal çocukluğumdan aklımda kalmış.Kim yazdı ,nerden okudum ya da kim anlattı hatırlamıyorum.